Siyasetname Geleneği

‘Siyaset’ kelimesinin birçok farklı lügat anlamı olsa da, devlet içi düzenin huzur içinde yürümesi veya devletlerarası ilişkileri belirli bir disiplin içinde inceleyen, uygulanılabilir olmasına göre çıktılar üreten bilim dalıdır. Arapça kökenli ‘siyaset’, Farsça’da mektup anlamına gelen ‘name’ ile bir araya gelen mürekkep bir isim olarak ‘Siyasetname' adını alır.  Siyasetnameler tanımlanırken ideale ulaşmanın yol ve kuralları diye belirtir. Ayrıca, yöneticilerde bulunması gereken temel vasıfları, yönetimin esaslarını ve zamanın anlayış ve kabulleri doğrultusunda kötü yönetimin çıktılarının da kötü olacağını ifade eder.

Siyasetnameler, devlet adamlarının ve yanında çalışan üst düzey yardımcıların, bürokratların, askerlerin, memurların ve halkı ilgilendiren görev ve sorumlulukları ile birbirleri arasındaki olması gereken ödev ve sorumlulukları belirler. Üstelik bu sadece yöneticiler düzeyinde değil, özellikle Osmanlı döneminde mesela İstanbul’a giriş çıkışın bile bir adabı var idi. Her önüne gelen kişi İstanbul’a giremezdi. Ayrıca insanların statülerine göre giydikleri kıyafetlerin renkleri ya da evlerinin dış yüzey boyaları bile onları hangi kültüre ait olduğunu da yansıtırdı.

 Liderler değişebilir ancak önemli olan devletin bekası ve devamıdır. Bundan dolayı lider ve yöneticilerin yanlarındaki kişileri güvenilir, bilgili ve etik değerlere sahip kişilerden seçmesi istenir. İncelediğimiz bazı kaynaklarda liderlerin yanında çalışanların ailelerinin bile uzun süre sadakati ile meşhur olan ailelerden seçilmesi manidardır.

Siyasetnameler yoldaki ışıklar gibidir adeta. Sultanların, yöneticilerin hatta halkın bile yol aydınlatıcı ışıkları… Genel olarak siyasetnamelerin sayısı konusunda net bir bilgi vermek mümkün değildir. Ancak çok sayıda siyasetnamenin varlığından söz edilebilir. Dünya tarihinde Avrupa‟lı ya da Asya‟lı olması fark etmeksizin devlet adamları ve idarecilere pratikte tavsiyeler sunan bu kaynaklar, İslam tarihi açısından irdelendiğinde, adaletli yönetim için tavsiye niteliğinde olup siyasi ve ahlaki içerikli eserlerdir. Bu tür eserleri sınıflandırırken belirli farklılıklar (dini, etnik, fikri vb.) görülür. Bunlardan birincisi, felsefi ve idealist Fârâbi’nin Füsûlü'l-Medenî’si ve el-Medînetü’l-Fadıla'sı; ikincisi, siyaset ve devlet idaresini İslami çerçevede ele alan İbn-i Teymiyye’nin Essiyâsetüş-Şer'iyye’si, Mâverdî'nin el-Ahkâmu'sSultâniyye’si gibi devlete ait hukuk kurallarını işleyen fıkıh kitapları sayılabilir. Üçüncü grup olarak; sultan gibi üst düzey yöneticilerin asistanı hükmündeki vezir, asker ve memurların hallerini konu edinen, Hint-İran kökenli olup sıkça rastlanan ancak İslami kültüre uyumlaştırarak kazanılan Gazzali’nin Nasihatü’l Müluk’u, Nizamü’l-Mülk’ün Siyasetname’si ve Keykavus’un Kabusname’si gibi eserlerdir. Bunlardaki temel hedef, İslami eserlerde ideal bir şekilde sunulan emir ve yasakların pratik uygulamasına ışık tutmaktır. Dördüncü olarak da, Osmanlı devletinin duraklama ve gerileme dönemlerinde genellikle padişahın veya vezirlerin istekleri üzerine kaleme alınan Islahatnâmeler veya layihalar sayılabilir. Esasında şu an devleti yönetenlerin bu evreleri bilmesi tarihin talihsiz tekerrürlerini önleyecektir.

Siyasetnameler, nakledilirken birbirinden etkilenen kültürler gözlemlenmiş; konuları ilgi çekici ve sürükleyici hale getirmek için menkıbelerle zenginleştirilmiş, büyüklerin sözleri ve şairlerin mısralarıyla anlam kuvvetlendirilmiştir. İslam medeniyetinin ilk dönemlerinde Hint, İran, Yunan ve Çin kültürlerinin tecrübe ve bilgi birikimlerinden yararlanılmıştır. Yine bununla birlikte tarihte ün yapmış hükümdar, doktor, filozof ve âlimlerin sözlerinden veya uygulamalarından örnekler sunarlar. Örneğin Büyük İskender’in hayatından; Antikçağ Yunan filozofları Sokrates, Platon Eflatun ve Aristoteles'in hikmetli sözlerinden; Çin’in filozoflarından, krallarından, Hint hekimlerinden pasajlar sunarlar. İran krallarının saray ve idare kültürleri model alınmakla birlikte Kutadgu Bilig’in Türk modeli olarak kendine ait özgünlüğü dikkat çekmekte olup Türklerin Efsanevi Büyüğü Alp Er Tunga’nın ismi siyasetname konularında geçmektedir. Yine İran kültüründen Nuşirvan, Dahhak ve Feridun ile Batıdan örnekleri sıkça işlenen Büyük İskender de göz ardı edilemez.

Bugün bu bilgi bazı televizyon kanallarında yapılan tarihi dizilerle aktarım çalışmasının yapılması takdire şayan ancak yeterli değil. Madem algı tüm dünyada film sektörü ile işliyor öyleyse okuma kültürümüzün azaldığı şu günlerde dizilerle gereken mesaj topluma iletilebilir. Ayrıca yine bu diziler yolu ile okumanın toplumumuzda özendirilmesi sürecinde siyasetnamelerin de güncellenip bu eserlerin toplumla kaynaştırılması faydalı olacaktır. Paha biçilmez eserlerimizin korunması ve anlaşılması için gerekli politika ve düzenlemelerin yapılarak farkındalık çalışmaları ile hem akademisyenlere hem de uygulayıcılara  (senarist-yönetmen) önemli görevler düşmektedir. Bunun yanında devlet büyüklerimize de medya okur-yazarlığı ve internet okur-yazarlığı alanlarının hala tüm dünyada birinci güç olduğunu hatırlatır ve eğer Z kuşağını kazanmak istiyorlarsa bu konuda daha gerçekçi politikalar üretmelerini yine bu konuda Osmanlı’daki dedelerimizin –devir ne kadar değişirse değişsin- ajan yetiştirme stratejilerini incelemelerini özellikle tavsiye ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.