SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

İnsanoğlunun toplumsallaşmasındaki en etmen faktörlerden biri de STK'lardır. İslam tarihindeki en etkin ve ciddi olan  ilk sivil toplum örgütü  peygamberimizin de dahil olduğu "Erdemliler Hareketi" ismindeki yapıdır. Yine İslam tarihinde ki ilk vakıf; Hazreti Ömer' in Hayber’in fethinden sonra ganimet olarak kendisine düşen bir arazinin satılmaması, miras bırakılmaması ve hibe edilmemesi şartı ile fakir, köle, misafir ve Allah yolunda olanların istifadesi için vermesi ilk vakıf olarak kabul edilmektedir.

Sivil toplum kuruluşlarının (STK’ların), tarih içinde, özellikle
sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanında büyük bir rol üstlendikleri bilinmektedir. Ne var ki, toplumların giderek gelişmesi, sanayileşmenin doğuşu, kentleşmenin genişlemesi, yeni sınıfların ortaya çıkışı (işçi– işveren) ve sosyal sorunların giderek sivil toplum kuruluşlarının içinden çıkamayacağı kadar artması, bu alana büyük ve güçlü bir kurum olarak devletin müdahale etmesini doğurmuştur. Hoş en büyük sivil toplum kuruluşu da devlet değil midir?
Devlet (ideal refah devleti), 20. yüzyıl boyunca, özellikle gelişmiş
ülkelerde STK’lara çok fazla ihtiyaç bırakmamış, toplumsal refahı en
etkin ve en rantabl şekilde sağlamıştır. Ancak, uzun zaman boyunca tek başına toplumsal refah sağlayan devletin bu işlevi, küreselleşmenin ortaya çıkışı ve liberal felsefenin önem kazanmasıyla birlikte zayıflama sürecine girmiştir. Büyüyen sorunlar, egemenlerin tükenmez iştahları sınıflararası derin uçurumları da beraberinde getirmiştir. Artık bu süreçte yeni ekonomik ve politik felsefe, sosyal alan dahil olmak üzere, devletin tüm alanlardan elini çekmesini öngörmektedir. 
Bu bağlamda, “refah karması” olarak adlandırılan diğer bazı kurumlar (sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve dini kurumlar) toplumsal refah sağlamada devlete yardımcı olmak için devreye girmek durumunda kalmıştır.  Böylece, sivil toplum
kuruluşları, özellikle toplumsal refahın sağlanmasında, bir yöntem
olarak tekrar ilgi görmeye başlamış; merkezi idare, yerel yönetimler ve STK’lar arasında yeni bir rol dağılımı ortaya çıkmıştır. Kentleşme artan göç dalgalarıyla birlikte şehirde hayata tutunma adına memleket-hemşehri derneklerinin artmasına da neden olmuştur. 
STK’lar, esnek yapıları, yüksek verimlilikleri ve yerelleşmeye dayalı
örgütlenmesi ile 1980’lerden itibaren, özellikle ileri Batı ülkelerinde,
devletin refah hizmetleri yanında kendisine gitgide artan bir şekilde yer bulabilmiştir. Bu da bir nevi devletinde işine gelmiştir. Bu gibi olumlu özellikleri nedeniyle, devletlerin, STK’lar ile ileri düzeyde işbirliği yaptığı gözlenmiştir.
Aslında, bu dönemde de devlet, toplumsal refah sağlamada temel
aktör rolünü sürdürmektedir. Ancak, devletin görevinin niteliği
değişmiştir. Devlet, kendisi hizmet üretmek yerine, bu hizmetlerin
gerçekleştirilmesinde bu kesimlere finansal destek sağlamayı ve
hizmetlerin düzenlenmesinden sorumlu olmayı yöntem olarak
benimsemektedir. İş başa düşmüştür bir nevi.
Ülkemizde de, sivil toplum örgütlerinin gelişimine göz
atıldığında, demokratik sistemin önemli öğelerinden olan bu
kuruluşların, tarihten bugüne toplumun gelişiminde önemli roller
üstlendiği görülmektedir. Özellikle çeşitli sosyal hizmet alanlarında
faaliyette olan bu sivil toplum örgütlerinin gönüllülük esasına dayalı
olarak faaliyette bulunduğu, günümüzde en yaygın şekliyle dernek ve vakıf adı altında faaliyetlerini yürüttüğü, toplum için çok yararlı
çalışmalarda bulunduğu bilinmektedir. 
Sosyo gerçeklik ülkemizde yaklaşık olarak 120 bin sivil toplum kuruluşunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
İşte bu gerçekliğin tezahürlerinden olarak biz de Ortak Akıl ve Dayanışma Derneği'ni kurma gereği duyduk. 
Yaşadığımız Topluma ve Tüm İnsanlığa faydalı olmak, katkıda bulunmak, değerler üretmek, sosyal hayatımızdaki beklentilerin çözümünde, sivil toplum kuruluşları olarak daha verimli olmak, gelişen medeniyetler yarışında hak ettiğimiz yeri alabilmek ve ulusal sinerjiye destek vermek, sivil iradenin toplumsal sorunlara maksimum katkısını sağlamak, insanlarımızın potansiyellerini bireysel ve toplumsal karakterlerine uygun, ihtisas alanlarında gerçekleştireceği projelerde yer almalarını sağlamak, sosyal farkındalık oluşturmak için yapılan projelere, düşünsel ve fiili destek vermek ve fiili lojistik katkıda bulunmak, var olan tüm STK’ların, toplumla, devletle ve birbirleriyle iletişim, ilişki ve yardımlaşma faaliyetlerinin gelişimine katkı sunmak amacıyla bir araya geldik.
İşte bu amaçlar dahilinde bir araya gelişimizin tezahürlerinden biri de "iyilik haberleri" isimli bu sitedir. 

Mücahit Alkan 

Ortak Akıl ve Dayanışma Derneği
Yön. Kur. Bşk. Yrd.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.