"Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı tespih etmesin, O'na hamd etmesin.”

İsra suresinin 44. ayetinde vurgulanan “şey” kelimesine yönelik tabir, kelimenin anlam olarak "canlı ve cansız"  her varlığı içine aldığı yönündedir. Bu anlamda her şeyin içinde özellikle konumuz olan "hayvanların" da özel bir konumu vardır. Rabbine karşı görevini bilip ona hamd ile şükreden hayvanlara karşı biz insanların da muhakkak bir takım görevleri vardır.

Peygamber efendimiz hayvanların kendi dillerince Allah'ı andığını söyler.

Rabbimizin sessiz ve dilsiz kulları olan hayvanlara karşı olan sorumluluğumuzu bilip onlara en ufak bir eziyetin vicdani ve ahlaki olmadığının şuuruna varmalıyız.

Gün geçmiyor ki sokakta yaşayan hayvanlara yapılan işkence, eziyet ve sahipleri tarafından kötü muameleye maruz bırakılan hayvanların haberlerini duymayalım, görmeyelim.

Oysaki kime ne zararları var?

Sadece bizden istedikleri bir parça ekmek, bir yudum su ve zarar görmeden kısa ömürlerini tamamlamak…  Kimi zalimler var ki yolda yürürken yerde yatan kediye, köpeğe var gücüyle tekme atıp geçip gidiyor. Oysaki onlar insanlarla bir arada yaşamak, insanlar tarafından sevilmek istiyorlar.

 “Açım”, “susuzum” diyemeyen, hasta olduklarında bunu anlatamayan, ağzı, dili olduğu halde hiçbir sıkıntısını dile getiremeyen hayvanları kendimizi koruyup kolladığımız gibi koruyup kollamalıyız ve yaşam haklarını savunmalıyız.

5199 sayılı yasanın 3. Maddesine göre, "sokaklar, parklar, hayvansal doğal güdü ve yetenekleri ile girebildikleri özel veya kamu ayrımı olmadan ağaçlık alanlar, yeşil bahçeler ve tüm açık alanlar dâhil olmak üzere “HER YER" kedi ve köpeklerin "doğal olarak yaşadıkları yerlerdir" ve onların "yaşama ortamlarıdır".

Yani biri sırf ben hayvan sevmiyorum ve ne sokağımda ne de binamın önünde, bahçemde kedi, köpek görmek istemiyorum deme hakkına sahip değildir!

Kanun, yaşama ortamını tarif ederken, özel alan veya kamu alanı diye bir ayrım yapmamış, hayvanın doğal yetenekleri ile kendi seçerek yaşayacağı her yeri onların yaşam ortamı olarak tanımlamıştır.

Sokaktaki hayvanları gönüllü besleyen insanlar kimi zaman darp edilip tehdit ediliyorlar.  Kimi zaman da bu hayvan düşmanı olarak tasvir edilebilen insanlar hayvanlara zarar veriyor, hatta onları öldürebiliyorlar ve sırf hayvanları sevmedikleri için, sırf bu yüzden insanlara tehdit amaçlı gözdağı verebiliyorlar ne yazık ki.

Çoğu zaman mahalle sakinleri tarafından hayvanları şikâyet etmek amaçlı belediyeler aranıyor sonra da sokak hayvanları yaşam alanları olan sokaklardan toplatılıp dağa tepeye belediyeler tarafından toplu bir halde bırakılıyorlar. Bırakıldıkları yerlerde hiçbir su kaynağı bulunmamakla beraber beslenebilecekleri yine herhangi bir yiyecek kaynağı da bulunmamaktadır. Bazen de sokaktan toplanan hayvanlar içler acısı durumdaki barınaklara, yaşamları boyunca bir metrekarelik padoklara hapsedilmektedirler.

Şikâyet etmeden önce insanın kendi vicdanını yoklaması ve doğru olan şeyleri yapması için çaba göstermesi gerekiyor.

Örneğin, belediye barınaklarının hayvanların yaşamalarına uygun hale getirilmesinin yanı sıra belediyenin haber kaynakları tarafından ilanlar açılıp sokaktan toplanan kedi ve köpeklerin sahiplendirilmeleri hayvanlar açısından oldukça güzel olacaktır.

Yine bir başka çözümden bahsetmek gerekirse, sokaktan toplanan hayvanların aşılarının yapılıp, kısırlaştırılıp yaşam alanları olan, evleri olarak gördükleri sokaklara tekrar bırakılmaları ve devamında belediyeler tarafından her sokakta hayvanların su ve mama ihtiyaçlarının karşılanması ve besleme odaklarının yapılması hayvanların hayatta kalmaları için oldukça önemlidir.

Bahsettiğimiz konularla bağlantılı olarak örnek bir belediyenin hizmetlerinden ve Pursaklar Belediye Başkanı’ndan bahsedeceğim. Ankara Pursaklar Belediyesi ve Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Sevimli Dostlarımıza Sıcak Bir Yuva Bulmayı Amaçlıyoruz’’ diyor.

Sahipsiz hayvanlara en güzel şartlarda bakım ve tedavi hizmeti sunduklarını belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin şöyle diyor: "Sokaktan barınağa alınan kedi ve köpeklerimizi ilk olarak sağlık taramasından geçiriyoruz. Daha sonra da barınaktaki görevli uzmanlarımız tarafından rehabilite işlemleri gerçekleştiriliyor. Sokak hayvanlarına tedavi, bakım ve kısırlaştırma gibi birçok müdahalede bulunuyoruz. Tamamen sağlıklı bir hale gelen hayvanları ücretsiz olarak sahiplendiriyor, onlara sıcak bir yuva bulmayı amaçlıyoruz. Ulaşamadığımız sokak hayvanlarımız için ise onlarca mama noktamız bulunurken, ilçemizdeki 20 den fazla boş araziye de mama bırakarak can dostlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz.’’

“İşte örnek bir belediye ve örnek bir belediye başkanı...” Bu kadar basit sokaktaki can dostlarımıza yaşam hakkı tanımak ve kalıcı çözümler bulmak…

Halen mevcut yasada hayvanlar can değil, mal, eşya olarak kabul ediliyor. Bundan dolayı suç teşkil eden herhangi bir eylem, cana kastetme olarak cezai işlem ve yaptırım görmezken, kanun koyucu tarafından sadece sahipli hayvanlar kişinin malı ve eşyası olarak gözüktüğü için korunur. Sahipsiz sokak hayvanlarının bedensel bütünlüğüne yönelik olumsuz fiiller 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında korunur ve bu durum hukukta bir suç değil, kabahat olarak belirtilir.

Sahipli hayvanlarda, yani bir kimliği olan hayvanlarda ise hayvanın bedensel bütünlüğünün ihlaline yönelik bir eylem söz konusu olduğunda, TCK’nın 151. Maddesindeki “mala zarar verme” suçu kapsamında yargıya taşınabilme imkânı sunuluyor.

 "Hayvanları Koruma Kanununun", "Hayvan Hakları Kanunu" olarak değiştirilmesinin öngörüldüğü yasa çalışmasının en can alıcı noktası ise, hayvanların, "eşya, mal" değil, "canlı" olarak tanımlanıp, hayvanlara karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre cezalandırılmasının yolunun açılmasıdır. Bu, hayvan hakları savunucuları tarafından dört gözle bekleniyor.

Caydırıcı olmayan para cezaları ve hapis cezasının olmaması nedeniyle hayvanlara karşı işlenen olumsuz fiiller her gün devam etmektedir.

Hayvanlarla bir arada yaşamaya alışılmalı. Çocuklara okullarda öğretmenleri, evde ise aileleri tarafından hayvan sevgisi aşılanmalı.

Onlar bizim can dostlarımızdır. Onlara en ufak bir zarar vermekten kaçınılmalıdır ve zarar verenlere karşı çıkılmalıdır.

Halk arasında bilinen bir rivayete göre Allah der ki: "Hayvanlar benim sessiz kullarımdır. Onlar şimdi zulme susuyorlar ama hesap günü konuşacaklardır."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol