SEÇİMLERİMİZ KADERİMİZİ, KADERİMİZ İSE HAYATIMIZI BELİRLER

Hikâyeleri sever misiniz? Ben çok severim. Çünkü her hikâye bir yaşanmışlıktır ve her yaşanmışlık içinde birçok tecrübeyi barındırır.

Havuç, yumurta ve kahve hikâyesi… Bu hikâye, aşçı bir babanın her şeyden şikâyet eden kızını anlatır. Kız, sürekli mutsuzdur. Elinde olanlara değil, olmayanlara odaklıdır. Herkesten ve her şeyden şikâyet eder. Aşçı baba bunun üzerine ocağa içi su dolu üç tencere koyarak bu suların kaynamasını bekler. Sular kaynar, ilk tencere içerisine bir tane yumurta bırakır. İkinci tencereye birkaç tane havuç, üçüncü tencereye ise bir kaşık kahve… Kaynayan tencerelerden güzel ve farklı kokular duyulmaya başlar. Kaynama devam ettikçe bu kokular da birbirine karışır.

Baba kızına dönerek:

Kızım, hayatımız tıpkı böyledir. Yumurta sıvı ve akışkan bir maddeyken, kaynadıkça katılaşıp sertleşti. Havuç sert bir dokudaydı, kaynayıp piştikçe yumuşadı. Kahve ise kaynadıkça, içindeki suyla özleşip bütünleşti. Artık tek başına kahve olmaktan çıktı ve etrafına da güzel kokular yaymaya başladı.

Hayatımız seçimlerimizden ibarettir. Ya yumurta, ya havuç ya da kahve olmayı seçeriz.

Aslında birçoğumuz, önce yumurta olmayı seçtik. Yaşadıklarımız bizi sertleştirdi ve katılaştırdı. Sonra etrafımızı gözlemlemeye başladığımızda, katılaşıp sertleşmenin doğru olmadığına karar verdik ve seçimimizi bu kez de havuç olmaktan yana kullanmaya karar verdik. Fakat bu da tek taraflı yetmedi ve yine bir arayış içerisinde bulduk kendimizi. En sonunda yolumuz ve isteklerimiz, bizim kahve olmamız gerektiği gerçeği ile tanıştırdı bizi. Önce biz iyileşme çabasına giriştik. Mutluluğu bulmak istiyorsak, mutlu da etmeliydik ve kahve olmaya karar verdik.

Sevgili gençler!

Çok güzel bir söz vardır; ‘ tecrübe sahiplerinden yararlanın. Çünkü onlara çok pahalıya mal olmuş şeyleri, size bedavaya verirler.’

Hikâyelerde bizim hayatımızda aynen bu etkiyi gösterirler.

Her hayat kişinin şahsına münhasırdır ve başka birinin yaşamış olduğu olumsuzlukların sebebi siz olmadığınız gibi, bu olumsuzluklar sizin için geçerli değildir. Şahsi tecrübelerini insanlar sizinle paylaşır ve siz bunu hayat yolundaki heybenize alarak yanınıza azık edinebilirsiniz. Lakin vukû bulan negatif bir durumun içselleştirilerek, sanki aynı şekilde sizinde yaşayacağınızı düşünürseniz, kendinize, zamana ve kadere yazık edersiniz.

İsra Suresi 13. ayette  rabbimiz şöyle buyuruyor: ‘Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık.’

Burada hem fiili, hem de sözlü dua önemlidir. Bir şeyleri sadece istemek, hasta olduğumuzda doktorun bize yazdığı reçeteyi elimize alıp okuyarak şifa bulmayı beklemeye benzer. Başarı ise önce hayal kurmakla, sonra o hayali hedefe dönüştürmekle, bu yolda adım atarak gayret ve emek göstermekle olacaktır.

Bir şeylerden memnun değilsek, değişime ilk önce kendimizden başlamalı ve başarıya giden merdivenlerin bu adımlarını sağlam, emin ve kararlı adımlarla atmalı ve buna devam etmeliyiz.

Bir şeylerden memnun değilsek, harekete geçmemiz gerektiğinin bilincinde olmalı, doğru kelimelerle yapılan dua ile birlikte doğru davranışlarla bunu destekleyerek yola çıkmalıyız. Kelimelerin hayatımızdaki etkisi nettir ve doğru kelimeler kaderimizin üzerinde olumlu etki gösterir.

Gençlerin enerjisi ile yaşlıların tecrübesi birleştiğinde ise, az zamanda çok işler başarılmış, daha çok yüreğe dokunulmuş, daha çok hayatın değişim yolculuğuyla birlikte kendi dönüşüm ve tekamülüne katkıda bulunulmuş olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, bizler sonuçtan değil süreçten sorumluyuz ve yine farkında olmalıyız ki, Allah katında hiçbir amel boşa gitmez. Gayret bizden olmalı, Çünkü takdir Allah’tandır.

Şule Kaya Demirkıran

Kişisel Gelişim Uzmanı

İgedüd Kadın Kolları Başkanı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol