Nasip olursa birkaç gün sonra “Ramazan Bayramına” kavuşacağız.

Eskiden beri merak etmişimdir.

“Ramazan bayramına” neden “şeker bayramı” deniyor diye?

Araştırmasına araştırdım ama, gerçek sebebini öğrenemedim.

Yakın çağ tarihi ile ilgili edindiğim bilgiler beni tatmin etmedi.

Zaten yakın çağ tarihi ile ilgili yazılanların çoğuna inanmıyorum.

Büyük bir çoğunluğu, “ısmarlama ve uydurma.”

Ben yakın çağı, canlı tarihimizin şahitleri olan “yaşlı insanların” anlattıklarından öğrenmeye çalışıyorum.

O insanlar da giderek azalmaya başladılar.

Yıllar önce akrabalarımdan, Adapazarı’ndan yaşayan “Keleş hoca” vardı.

Ramazan bayramı yerine,”şeker bayramı hikâyesini” ona sormuştum.

“Rahmetli Keleş hoca,”  şöyle anlatmıştı.

Tek partili dönemlerde, “Ramazan bayramı dini çağrıştırdığı için” adını “şeker bayramı” olarak değiştirdiler.

Zaten uygulamada öyle bir yaklaşım da vardı.

Gerekçe olarak, bayram sonrasında çocuklara şeker dağıtıldığı için adı şeker olarak kendiliğinde oldu havası verildi.

Bu durum, o dönemin İslam karşıtı yazarları tarafından işlene işlene halkın arasında yayılmaya başladı.

Şehirlerde kabul gördü ve benimsendi

Köylerde ise, halkımız hala “Ramazan bayramı” olarak kullanıyor.

Yapılan araştırmalarda, bayramlarda “şeker bayramı ifadesi,” şeker satışlarında önemli etkisi olduğu tespit edilmiş.

Sürekli dillendirilen “şeker sözü,” bilinçaltında şekeri çağrıştırıyor.

Bu nedenle de misafirliklere giderken insanlar şeker alma ihtiyacı duyuyorlar.
 

Malum medya özellikle, “Ramazan bayramı” yerine “şeker bayramı” nı ısrarla kullanıyor.

Herhangi bir eleştiri karşısında hemen “saldırıya ve ithamlara” başlıyorlar.

Suçlamalarda da “toplumda neden ayrımcılık yapıyorsunuz?” ithamı başta geliyor.

Pes doğrusu!.. Hem suçlu hem güçlü olma mantığı bu olsa gerek.

Dini bayramın adını değiştiren onlar, yerine başka bir ad koyan onlar.

“Neden değiştiriyorsunuz?” sorusu sorulduğunda da hemen ithamlar başlıyor…

Hani meşhur bir olay vardır.

             İmamın keçisi kaybolmuş.

İmam keçisinin kaybolduğunu söylediğinde, “imam keçi çaldı” diye feryat edenlere benziyor.
 

“Rahmetli Turgut Özal,” Ramazan bayramının aslını korumak için bir yasa çıkararak Ramazan bayramı yeniden gündeme gelmeye başladı.

O günden bu güne kadar da kimse bunun üzerinde durmadı.

Ramazan bayramı diyenler olduğu gibi, şeker bayramı diyenler de oluyor.

Başbakan da bunun üzerine durunca, içinde “dine ve dindarlara kini olanlar,”  yine alevlenmeye başladılar.

Bu güne kadar, halkı ve Müslümanları “hor görenler,” karşılarında geçmişini, tarihini, dilini ve dinini savunma cesareti gösterenler karşısında adeta çıldırıyorlar.

Onların sözü üzerine söz söylemek, karşı fikir ortaya koymak  kimin haddine!..

Bu ”seküler” kesim, Anadolu insanını hala koyun gibi görüyor.

Ortaya çıkıp bir şeyler söylendiğinde hep birlikte “linç” etmekten bir türlü vaz geçmiyorlar.

Artık köprülerin altından çok suların aktığını hatırlatalım onlara (!..)

Dünya hızlı bir şekilde değişiyor ve gelişiyor.

Bizde değişeceğiz ve gelişeceğiz.

Ancak,” kişiliğimizi, kimliğimizi, dilimizi ve kültürel değerlerimizi değiştirmeden değişeceğiz ve gelişeceğiz.”

Şeker bayramının anlamı, hiçbir şekilde Ramazan bayramının yerini tutmaz.

Her şey aslıyla ve özüyle anılmalı ve kutlanmalı.

Kültürel yozlaşmalar azar azar ve masum isteklerle başlıyor.

Hiçbir neden olmadan Müslüman’ların ramazanda bir ay boyunca tuttukları oruçları ramazan bayramı olarak kutlamak Müslüman’ların en tabii hakkı.

“Ha ramazan bayramı olmuş, ha şeker bayramı olmuş ne fark eder?”  diyenler,  ya zır cahil, ya da kasıtlı ve ön yargılı din düşmanlarıdır.

Bana şeker bayramı nasıl geçiyor diyenlere ben de; “ Bana ne soruyorsun, git şekercilere sor” diyorum.

Ondan sonra da ekliyorum; “Dikkat et. Çikolatalar alınmasın” vurgusunu da ihmal etmiyorum.

Ramazan Bayramınız şimdiden mübarek olsun.

 www.mtopaloglu.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.