PERGEL METAFORU VE HER ŞEYİ MERKEZİNDE BIRAKMAK

Eğitimin geçtiğimiz yıllara göre gündemde daha fazla yer bulmaya başladığı günümüzde, belki de bu görüşün ilk kez ortaya çıktığı günden bugüne kadar devam eden, değerler dizisi sorunu da yeniden çok konuşulmaya başlandı.

“ Eğitim alanında yapılacak olan iyileştirme hareketlerinde Batı mı örnek alınmalı yoksa Doğu mu?”

Bu değerler dizisi genel olarak iki taraf arasında cereyan etmektedir. Birinci taraf,  Batı’yı sorunların tamamını kusursuz çözümleyici olarak gören, kör bir hayranlıkla, akıl almaz bir ön kabullenmeye sahip olan insanlardan oluşmaktadır. İkinci tarafta ise tembelliğin ve özgüvensizliğin oluşturduğu zayıflığa sahip ve maalesef aşırı gelenekçiliğin oluşturduğu tepkisellikle “Batılı hiçbir şeyin işe yaramayacağını” düşünenlerin oluşturduğu taraf.

Şahsi kanaatim her iki tarafın da içinde önemli yanlışlar barındırdığıdır. Bu konuyla ilgili esaslı bir çözümlemeye varabilmek ise hiç de zor değildir. Kendimize esin kaynağı olarak İslam Bilimi ve Medeniyetinin en görkemli dönemini vücuda getiren Abbasileri almamızı öneriyorum sizlere. Abbasiler döneminde başlatılan tercüme hareketleriyle ilk çağda kaleme alınan Yunan, Helen ve Roma başta olmak üzere birçok Batı temelli bilimsel eserin, kurulan tercüme heyetleriyle, Arapçaya çevirisi gerçekleştirilmişti. Bunun hemen ardından müthiş İslami bakış açısıyla Batılı düşünceler sentezlenmiş ve yüzlerce yıl devam edecek ve Batı’yı adeta “Ortaçağ Karanlığı” adını alacak şekilde geride bırakacak “Altın Çağ” başlamıştı.

Bu doğrultuda eğitimde yapılacak hamleler için benzer bir yol izleyebiliriz diye düşünüyorum: Eğitim hamlemizi gerçekleştirirken Batı’yı elimizin tersiyle itmeyecek onların birikim ve tecrübelerinden faydalanacağız. Bunu yaparken de ne olursa olsun ayağımızı kendi coğrafyamıza basacağız ve değişimi kendi milli ve manevi değerlerimizden, özellikle bilimi ve gelişmeyi koşulsuz şartsız her koşulda destekleyen, İslami esaslardan uzaklaşmadan gerçekleştireceğiz.

Mevlana’nı pergel metaforunu duymayan yoktur.  "Pergelin iğneli ayağı sabittir benim dinimde, ama diğer ayağıyla yetmiş iki milleti dolaşırım". Müslüman kimliğine sahip kişiler kendi dışındaki kültüre sahip toplumları ötekileştirmemiştir. Batı, kendi dışındakileri ötekileştirerek onları düşman olarak görmüştür. Onları yok edilmesi gereken bir düşman olarak görmüştür.

Bir gün Sümbül Efendi talebeleri ile ders yaparken onlara diyor ki: "Her şeyi yaratan Allah, dünyayı yaratan da Allah, eğer mümkün olsaydı bu dünyayı siz yaratmış olsaydınız ne yapardınız?" Bütün öğrenciler kendilerine göre izahlar yapıyorlar. Sıra Merkez Efendi'ye geliyor; "Ben hiç bir şeyde değişiklik yapmaz, hepsini merkezinde bırakırdım".

İşte buradan hareketle bir taraftan her şeyi merkezinde bırakırken diğer tarafından pergelin ucunu temel değerlere, hak ve özgürlüklere ve fıtrata sabitlediğimiz,   diğer ucunu ise tüm insanlığı ve dünyayı kapsayacak, yer yüzünde Hak ve adaletin sağlanacağı, bozgunculuğun bitirilmesine vesile olacak şekilde kuşatıcı olacağı şekilde konumlandırmamız gerekir. Bu hal ve davranış, insanlığımızın, yaradılışımızın, kendimizden başlayarak diğer insan ve yaratılmışlara karşı sorumluluğumuzun, bir parçasıdır. İnsan ancak bu tavır ve buna bağlı eylemler ile hak ettiği onura kavuşacak ve iç huzura erişecektir.

Eğitim sınavlara hazırlamaktan öte hayata hazırlamalıdır. Bir başka unsur ise eğitim ve öğretim süreçleri yukardaki temek unsurlara ve “Fıtrat” a bağlı temel özelliklerin merkeze alınması ile ancak tekamül eder. Ancak buna dayalı bir eğitim yaklaşımı ile sağlıklı bir toplum, amacına uygun bir eğitim, sonuçları itibari ile gerçeğe dayalı ve etkili olacak, içinde bulunduğumuz topluma, tüm dünya ve içerisindeki başta insanlar olmak üzere doğaya , eşyaya faydalı hale gelecektir.

İnsanlığın onurunu yaşadığımız, yaratılış ruhuna yakışan hazzı yaşamak, değer bilen ve değer bilinen olmak temennisi ile.

Selametle…

info@yusufyalcin.info

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.