Müslüman gerçek anlamda iyilik insanı olmalı aslında. Hesap yaparak karşılık bekleyerek değil hasbi anlamda iyilik yapan insan. ‘Biz sizden teşekkür beklemeden sadece karşılığını Allahtan bekleyerek doyuruyoruz’ diyebilmek ne büyük bir imanın göstergesidir. Allah cc hepimize böyle bir iman nasip etsin..

Ramazan’a bir gün kala İHH organizasyonuyla Beyrut’a gittik birkaç arkadaş. Filistin ve Suriyeli mülteci kamplarını görmek verilen yardımları dağıtmak ve faaliyetleri yerinde görmek için. Kimi kamplar üç bin, beş bin, on bin, yirmi beş bin hatta altmış bin kişilik. Dile kolay bir şehir büyüklüğünde kamplar.

Bundan yirmi otuz yıl öncesinin Paris’i olarak adlandırılan Beyrut’tan eser yok şimdi..

Şehir yorgun, ülke bitkin, inşaatları durmuş, insanları heyecanlarını kaybetmiş, yüzleri düşmüş bir vaziyette enerjilerini kaybettikleri her hallerinden belli bir şehir, iflas ettiği her haliyle belli olan bir coğrafya. 

Çevreye her göz atışında insan derince bir ah etmeden, iç geçiremeden edemiyor. Meşhur sanatçıları Feyruz’un şarkıları bile teselli etmiyor ne dinleyenleri ne meskun halkı. Korona vakasından sonra daha bir fakirleştiği söyleniyor ülkenin… Çok az bir mutlu azınlık harici kesim hayat mücadelesi veriyor.

Kamplarda yaşayan insanların durumları çok kötü. Fakirlik, yoksulluk, bakımsızlık almış başını gidiyor. En fazla da kadınlar ve çocukları vurmuş hayatın sıkıntıları. Yaşlı erkeklerin pek çoğu hasta, bezgin ve isteksiz. Sadece hayatta kalmak için yeme içme zorunda kalmış insanlar. Onu da bulabilirlerse.

Belki de böyle hayatta kalmanın anlamsızlığını yaşayan bu insanlar yeryüzündeki diğer insanlar için kim bilir ne düşünüyorlar? Verilen bir kumanya paketini bile alırken gözlerini yere eğen ve alma mahcubiyetini gözlerinden okuduğunuz insanlara karşı sadece içinizden şunu geçiriyorsunuz; ‘Biz görevimizi yapamadık, insanlığımızın ve İslamlığımızın gereğini yapamadık sadece bu kadarla geldik özür dileriz sizden ve bize bu kadar çok imkan verdiği halde gerekli infakı yapamadığımız için Rabbimizden…’

Onlar yine aldıkları belki birkaç günlük iaşeden mutluluk duyarak bizlere müteşekkir bir şekilde mütebessim ediyor, belki affediyorlar diyebiliriz ama ya Allah cc bizleri nasıl değerlendiriyor acaba?

Kamplarda alt yapı yok, üst yapı yok. Elektrik ve su hatları hep açıktan çekilmiş her taraf hayati risk taşıyor.

Korona mı? O ne demek? Korona oradaki yaşam durumunu görünce yolunu değiştiriyor.

Kamplardaki bu insanlar hayatın tüm alanlarına mesafeli, diğer zenginlerin lüks yaşamlarına maskeli ( maske burun ve ağıza takılı değil sanki o israfları görmesin diye gözlere takılı) temiz ortamlardan fersah fersah uzakta olan yerlere korona niye gelsin ki? Korona ötesi bir imtihan içre yaşıyor bu insanlar zaten…

Allahtan ki buralara ülkemizde gelen gönüllü STK ların yardımları var… İHH insani yardım teşkilatı dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Lübnan da da gayet güzel, organize bir şekilde ve hasbi anlamda çalışma yapıyor. Takdire şayan. Elbette Türkiye’den yardımları ileten başka kurumlarımızda var…

Kamplardaki insanlar bayrağımızı görünce ellerini açıp dua ederek teşekkürlerini ifade ederken iyi ki bu infak toplumunun bir ferdiyim, iyi ki ensardanım demekten kendinizi alamıyorsunuz doğrusu…

Ben aynel yakın ve hakkal yakın gördüm. Allah cc yardım yapanlardan ve bu yardımları ulaştıranlardan razı olsun.

Avrupa mı? Post modern köleleştirmeyi planlayanların, hala sömürü çarkları dönsün diye her tür senaryoyu devreye koyanların bu bölgelerde esamesi bile okunmuyor…

Biz infaka devam edelim. Yetimleri gözetelim. Yetim Peygamberin ümmetiyiz biz. Merhamet toplumu olmaya devam edelim. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz buyuruyor Peygamberimiz…

‘Allahümme leke sumtü’ derken nefsi olan her şeye karşı da oruç olmak için çalışmaya başlamak lazım gibi geliyor bana.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol