Yeni bir toplum algısı inşa etmek durumundayız. 
Eskimez-pörsümez yenimiz eşliğinde. Titreyip kendi değerlerimize dönmek zorundayız. 
Artık olan biten herşeye “one minute-bir dakika” demeliyiz. Hem de “bir dakika” kaybedecek zamanımız yok. 
Yedi düvel yiyip bitirmek isterken bizi birbirimizi yemelerimiz niye? Daha dün değil miydi, gaflet, delalet, ihanet üçgeninin sarmalında koca bir imparatorluğu kaybetmemiz?
Yaşadığımız perişanlıklar nereye kadar?
Kaç nesil telef oldu?
Doğmamış torunlarımızın hayatlarını da mahf edeceğiz.?
İmansız mı olsunlar?
Vatansız mı kalsınlar?
Bitmesin mi yaşadığımız zulümler?
Bu karanlık nereye kadar, ne zamana değin?...
Bu cehalet cehenneminin ateşini kim söndürecek?
Topyekün cehennem yolcusu olmanın gereği ne?
Ne yaşadığımız dünyadan bir şey anlıyoruz, ne de diğer tarafa bir azık edinebiliyoruz. 
Yok olan, lanete uğrayan topluluklardan ne farkımız kaldı?
Kendimizi kandırdığımız mı acı başkalarının bizleri salak yerine koymaları mı?
Neden soramıyoruz, nedenler bulamıyoruz ahvalimizin zavallılığına?
Ki sen...hani asildin? Asil bir milletin evladıydin! Yakışıyor mu sana günah galerilerinde kendini iftiharla teşhir etmen, degerlerinden uzaklaşıp gitmen?
Düşünsene!
Mevlam iki kulak bir ağız vermiş insana. Bir konuşsun iki dinlesin diye. Biz se hep konuşuyoruz. Ekranlar boyu, kürsüler, minberler boyu. Kahvelerde, meclislerde, sokaklarda. Herkes te aliyyül ala! Herkes herşeyin uzmanı. Herşeyi biliyoruz, haddimiz hariç. Bütün söylediklerimiz hepten doğru. Aksini düşünmek ne mümkün? Kibir kaplamış yüreklerimizi. Kimseleri beğenmiyoruz. Doğrunun kıblesi egomuz olmuş.
Deney, araştırma, okuma yok. İçimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce car car edip duruyoruz. 
Şunca bilene rağmen sorunlarımız günden güne katmerleşmekte. Kimseninde çözüm için bir şey yaptığı yok. 
Evlerimiz, şehirlerimiz birer günah galerisi. Samimiyetten tık yok. Tıklanma sevdası herşeyin önünde. 
Pişmanlık alametleri sergileyemiyoruz. Nedamet getiren nerde? 
Hep ben demiştim küstahlığı. 
Kendi gürültümüzde boğuluyoruz, nafile. 
Bi susun yahu!

*
Hepi topu yedi düveldiler. Yedi Uyuyanlarla yoktu alakaları. Marifetliydiler lakin uyutmaya. Top sesleri arasına karışmış feryad-ı figan sesleri ilk filiz verdi Fizanda. Seçilmiş manasına gelen bir erkek adıydı taşıdığı amma... kemal olamadı, kayıtlara kamal düştü gölgesi;  ulu bir milletin güya atasıydı, sayılmaz hatalarıyla. 
Dut yemiş gibiydi bülbüller, susuverdirildiler seve seve takrir-i sükunet ile. Devir devirenlerin, devrilenlerin devir daim olduğu zamanın ahiriydi. 
Mahşerin yedi atlısıyla geldi tufan. Öyle koptu kıyamet. Alamet-i değişen kıyafet. Enver, cemal, talat, kamal, ismet, gerdrude ile aaranson! Son buldu o leziz lezzet!
Netameli isimlerden Lawrenceyi New Konstantinapolde bir recidance adı zannetmeyin. Onu Eşref beye sorunuz. Zenci Musanın komutanına. 
Lan oğlum biri deyiversin artık mütareke yıllarından...
Bahsediversin Sebataylardan...
Zülfikarıyla bir alakası yok lakin duvar halılarının üstündeki yeşil sarıklı portrenin.
Vesikalı yarimse bir film adı.
Hikayemiz 32 tekmili birden fotoroman...
Ağır roman!
Ah be Semiramis Pekkan!
Atının üstünde Tarkan, ordular ilk hedefiniz bodrum sahilleri! Atıl kurt! Kurt ama Alaman!
Bu Alaman, limon olanı, ordularımızın baş komutanı...
Çanakkalenin hem karası var hem deniz'i. Bizden sekimez ince mevzular dimi ama? Ama aferin elmanın kızılının peşine düşmüş alemlerin efendisinin sevdalısı genç yiğitlere. Ne kaplanlar gördük biz hilalin aldında kedi kılıklı. Silikonlu kedilere atfederek söylüyorum bunları efendi! Ki zaten zamane hocalarından efendi kalanı da pek az ya. Alçıdan değildik yaradılışımızda. Nagehan, yani ansızın yaratıldık ol denilmesiyle, yüce buyrukla.
Kafalar karışalı beri, karıştı herşey...Kebap ortaya karışık...din, iman, cinsiyet dahi.
Dahi çocukları mı kalmadı memleketin yoksa en ciddi sorunumuzdan mı kaynaklanıyordu herşey? Büyüklerimiz de de'nin ayrı yazılması hususunda herkezle ittifak halindeydi; herkesin kanaati hasıldı.
Hülasa ben var ya ben. Bu herkesi manyak eden bu kelimelerin cücüğünü hecelerim.
Neyinize yetmiyor birader muasırlaşmanın rüyasını görmek?
30 günlük ramazan neyinize yetmiyor da ısrarla aç kalmaya çalışıyorsunuz yılın 365 gününde.
Zıkkımın pekini yiyin. Yemiyiverin canım siz de canınızın her çektiğini. Helal haram mevzuları kaynatmayın arada.
Cennet-cehennem madem uhrevi konularda neden dünyayı cehenneme çeviriyorsunuz? Neden size cennet kendi yaşam alanlarınız?
Efendiler haftanın yedi günü hizmetettiğimiz yetmiyor da yılın günlerini neden parselliyorsunuz?
Kafamız, yüreğimiz...bütün sakatatlarımız kokusunu bastırmak için yoğun sarımsaklı olarak damağınıza amade! Taşköprüden değil lakin doğal antibiyotiğimiz.
Bu yazı böyle akar gider...iğneleyerek birilerini...ürküterek deredeki kurbağaları.
Kermitin sıcak suyla imtihanı. İmtina edemiyorum gayrı...Kusasım var kafatasımdan bizi kafaya aldığınız bütün kavramaları...
Devrelerim yanıyor.
Her sene sene-i devriyesinde içimi acıtıyor 31 mart...bilumum rakamsal hatırlatmalar!
1 kasım...24 mart...cart, curt, cart!
Ödenmeyen hesaplar...bitmeyen hesaplaşmalar...beleşten dağıtılan kredi kartlar...ödemesi pahalı olan...
Hepi topu kısaydı ömür...
Ne yoğundu ama karalamaları!
Al karılar sokaklarda...kundakta plastik bebekler...Ağlayan koca adamlar...adamlar ameliyat masalarında, sünneti beğenmezler bistürinin ucunda. 
Ah madonna...donsuz kızlar...
Bidon kafalılar...
Pardon sana demedim, niye üstüne alındın ki...hem üstündeki yeni moda...Pek te yakışmış şekerim. Şekerim yok arık cargilim, fruktozum, glikozum. 
Nerde eski sapıklar, elma şekeriyle kandırıkçılar...Şimdi hepiciği ekranlarda...kanal boyu kanalizasyon...Devellüe edildik...
Sen iyisimi Elmaları alma...Veren cadı, pamuk prensesten keten veletlere avm...
Anammm...ben şimdi yazgısını insanlığın bir tarihçi edasıyla nasıl anlatayım?
Neyse yazdıklarımı özetleyeyim bari. Hem zekanın özü kısa sözdür.
Ali at. Ali bahis oyna iyi at. Ali tut. Tuttur Ali. Umuda oyna oğlum ali. Alisiz aleviler dalın sokaklara...
Oya uyu. Oyalan ayakta uyu. Oysunlar yedi sülalemizi. Oya fişlediler bizi. 
Kısaca...
Kısa...
Uzun'da dört harf halbuki!
                                                                                                                                                                                         Fehmi Demirbağ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol