Mutluluk Bilgisi

İyiliği emret, kötülüğü nehy et yani engelle diyerek başlayalım söze...

Sizlere faydalı olabileceğim alanım yüksek lisans tezim olan 'Siyasetnameler'in günümüzdeki yönetişime ancak daha da ötesinde önce yeni dönemde müslüman gencin onurlu bir duruşa sahip olma anlayışına katacağı pratik bilgiler olacaktır.

Her ne kadar önemli olduğu geçmiş zamanda yeterince farkedilemese de bilgi her çağda önemlidir. Bilgi öncelikle ne için vardır bunu sorgulamış yıllarca bilginler...  Socrat, Eflatun, Aristo, Kindi, Farabi, Yusuf Has Hacib, Nizamülmülk ve daha niceleri  kendi kültürlerine göre bilgiyi yönetimde değerlendirmenin yollarını konu almışlardır. Hemen hemen hepsinin ortak kanaati 'mutluluk' için diyebiliriz...

Tabi aynı devirde farklı bakış açıları, dinlerin liderler üzerindeki yönetime bakışdaki farklılıkları da bariz bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Kınalızade Ali Efendi ile Makyavelli'nin bakış açısı bunlara güzel örneklerdir. Biri 'azim' ölçüsünü kullanırken diğeri 'hırs' ölçüsünü kullanmıştır.

Yaradılışın sırrı ile başlar bilinmek arzusu... Rabbimiz 'yeryüzündeki halifesi olma' sıfatıyla bizi kendisini bilmemiz, bulmamız ve yaradılış gayemize uygun bir hareket çerçevesinde var etmiştir.

Bugün bilgi ile ilgili birçok kaynağımız mevcut. Kütüphaneler, kitapçılar, e-kitap uygulamaları, bilgisayardaki arama motorları, seminerler gibi birçok hizmet aracı mevcut. Bilgiye sahip olmak hiçbir dönemde bu kadar kolay olmamıştı. Ancak şu an tüm sektörlerin beklentisi bilginin kendisi değil, yeni bir forma dönüşmüş hali... Yani bilginin işlevsel hale gelip yaşama kattığı değerdir. Müslüman gencin bilgiye sahip olmadaki amacı her daim önce Allah'ın rızası için, bilgiyi kaynağından bulup alarak  Allah'ın rızasına uygun katma değer üretmek olmalıdır.

Müslüman gencin sorumlulukları artmıştır. Buradan hareketle eskiden olsa diyebilirdim ki bizler; ailemizden, hocalarımızdan, komşumuzdan, arkadaşlarımızdan, mahallemizden, -gözümüzün görüp, kulağımızın işitebildiği- kadarıyla en fazla vatandaşlık yönüyle de olsa toplum katmanlarımız biraz daha belli olarak sorumluyduk.

Oysa şimdi dünyanın bir başka yerinde olan bir olay internete düşer düşmez hepimizin bilgisi dahilinde... İlginç olan ise bu gelen bilgilerin ne kadar doğru olduğu da şüpheli... Gerçek mi, kurgu mu, gerçek olsa bile mesaj iletilirken kaynağın manipüle edilip edilmediği gibi birçok şüphe barındırabiliyor.

Global dünyadaki yeni oyun ulus-devlet kavramının yok edilişi ile insanlığın 'dünya vatandaşlığı'nın cazibesine kapılarak ve katılarak yeni bir dünya kurgusudur. Devletler artık eskisi gibi milliyetçilik ve belirli bir kültüre sahip olarak kurgulanmayıp belirli bir 'sermaye devletçiliği'nin hegemonyası altına girmeye zorlanmaktadır.

Misal olarak Arap Baharı'nın başlangıcı sosyal medyada ilk haber yapıldığındaki algılar gösterilebilir. Oyun kurucular sistemi öyle kurnazca yönetiyor ki belirli bir insan topluluğunu adeta tiyatro sahnesinde gibi ellerine rollerini nasıl oynayacağı ile ilgili doneler verilerek, bunları gerçekmiş gibi kayda alıp dünyaya servis ederek ve hatta o haberlere istedikleri gibi tepkileri vermesi için tuttuğu klavye başındaki piyonları ile dünyanın dikkatini çekebiliyorlar.

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de 'Ey iman edenler, eğer size bir fasık bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz. ... Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.' (1) denilmektedir.

Yine Hz. Muhammed (S.A.V.) buyurmuşlardır: 'Seni şüphelendireni bırak, şüphelendirmeyene bak. Çünkü doğruluk kalbin (tereddütsüz bir biçimde) huzura ermesidir. Yalan ise şüpheden ibarettir.' (2) demesiyle önce dini bilgilerimizi nizama sokup öğrenip sonra da hayata yön vermemiz iledir.

Öyleyse sosyal medyada ya da başka kaynaklarda önümüze gelen her habere inanmamak gerekmektedir. Ayette belirtilen 'fasık' kelimesi bugün bilgiyi daha doğru kaynaklardan almamızı daha da gerekli kılıyor. Özellikle batı kaynaklı dezenformasyon içeren haberler artık sadece normal kişilerin gönderdiği haberler olmayıp resmi kanallardaki haberlerin de doğruluğunu sorgular niteliktedir.

Müslüman bir genç için en önemli unsur, bilginin işlevselliği için amele dökülen vicdani sorumluluğun yerine getirilmiş hali olmalıdır. Bu vicdani sorumluluk, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in 'Bir kişinin kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz' (3) şeklinde bize yol göstericiliğiyle doğruluktan ayrılmamamızı bize öğütler.

Özetle, öz saygısı yerinde olan müslüman genç, önce kendine değer verecek. 'Rabbim beni yeryüzünde halifesi olarak yarattı ise önce kendime, sonra evdeki aileme karşı sorumluluklarım ve klavyenin başına geçtiğimde ise sosyal medyada doğru kaynaktan aldığım bilgilerle tüm dünyaya karşı sorumluluğum var' diyerek adımlarını atacaktır.

 Vazife kutsal, yük ağır, yol meşakkatli ancak yola yarenlik eden Allah olduktan sonra O'nun yardımıyla yapılan her iş mutluluk bilgisi...

-----------------------

1 Hucurat Süresi Ayet 6

2 Tirmizi, Sıfatü'l Kıyame, 60

3 İbn-i Hanbel, 11, 349

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.