Günümüzde en çok tartışılan ama anlamak için fazla çaba harcamak istemediğimiz kavramlardan biri de "Deizm" dir. Deizm nedir? Deist kimdir? Deizm gerçekten çok yaygın mı? Deizme götüren etkenler nelerdir? Gençler deizm hakkında ne düşünüyor? Deizm’den uzak durmak mükün mü? Deizm’in ilacı nedir? Müslüman deist olabilir mi? vb. soruların cevaplandırılması gerekmektedir.

Deizm Latince’de "Tanrı" anlamına gelen deus kelimesinden türetilmiş olup Grekçe’de yine “Tanrı” anlamındaki theostan gelen teizm terimiyle aynı sözlük anlamına sahiptir. Deist ise, ‘herhangi bir vahyedilmiş dine bağlı olmaksızın Tanrı’nın varlığını kabul eden, bununla birlikte O’nun ilim ve irade gibi sıfatlarını reddeden, Tanrı’ya inanan ancak O’nun gönderdiği Peygamberleri ve kitapları kabul etmeyen kişiye denir.

İnsanlığın var olmasından günümüze kadar insanlar, çeşitli varlıklara inana gelmişlerdir. Ancak büyük çoğunluk, kâinatı yaratan üstün bir gücün varlığını da kabul etmiştir. Bu konuda K.Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

"Andolsun onlara (müşrik takımına): “Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş’i ve Ay’ı kim musahhar (emre âmade ve hizmetkâr) kıldı?” diye soracak olursan kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. O halde ne diye (Hakk’tan) çevrilip yan çiziyorlar?" (Ankebut-61)

Göklerin ve yerin yaratılması, güneş ve ayın ve diğer gök cisimlerinin Allah tarafından yaratılması, sadece Müslümanların değil, müşrik ve kâfirlerin de kabul ettiği bir gerçektir. Bu gerçeği kabul edenler, sıra insan hayatını düzenlemeye gelince, bu yetkinin Yaratıcı’ya değil de sadece insana ait olması gerektiğini ileri sürmektedirler. Tüm mevcudatı mükemmel bir şekilde yaratan Yaratıcı’nın, insanı yaratıp kendi haline bırakması, başıboş bırakması, onun hayatını düzenleyen kurallar göndermemesi düşünülebilir mi? Yeri, göğü ve ikisinin arasında bulunanları yaratan irade, insanı bu dünyada sadece oynayıp eğlensin, gününü gün etsin ve yaratıcıya karşı da hiçbir sorumluluğu olmasın diye yaratmış olabilir mi? Tüm kâinatı yaratan ve belli bir düzen içinde idare eden Rabbimiz, hiç şüphesiz kâinatı ve onun içindeki mevcudatı oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır:

"(Ey insanlar) Şunu iyi bilin ki, Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında bulunan hiçbir şeyi, bir oyun, bir eğlence olsun diye yaratmadık."(Enbiya-16)

"Yoksa insan, öyle başıboş ve gayesiz (yaratıldığını; ’ kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını) mı sanmaktadır?" (Kıyame Suresi-36)

İnsanı yaratan, onun dünya ve ahiret mutluluğunu garanti edecek mükemmellikteki bir düzeni, nizamı da ortaya koymaya muktedirdir. Yaratan, yarattığını en iyi bilen ve tanıyan, onun bünyesine, yapısına en uygun yolu gösterendir. Gökte, yerde, tüm kâinatta gerçek ilah O’dur:

"Gökte de İlâh, yerde de İlâh O’dur. Hakîm olan, hâkimiyet sahibi olan ve her şeyi bilen O’dur." Zuhruf-84

Gökte ilah olanın, kâinattaki tüm varlıklara sözü geçenin, insanların hayatı üzerinde de ilah olması, hüküm koyması da O’nun hakkıdır. İnsanı yoktan var eden, onu mükemmel biçimde şekillendiren, ona aklını kullanma, düşünebilme yeteneği veren bir İlah’ın, insanın hayatının üzerinde de söz sahibi olması, sadece O’nun hakkıdır. Göklerde İlâh olan, yerde de İlâh olan O’dur. Göklerde kim egemense, yeryüzünde de egemenlik O’nun hakkıdır. Kâinata hükmedenin, yerdekilere de hükmetmesi gerekir. Gökteki ve yerdeki tüm varlıklar; yıldızlar, güneş, ay, dünya, tüm gezegenler, dağlar, denizler, rüzgâr, bulutlar vb. tüm varlıklar O’nun emri doğrultusunda hareket ederler. Tüm bu varlıkların hareketinde zerre-i miskal kadar bir isyan, bir yanlışlık yoktur.

Günümüzde bile, bir aleti, makineyi icat eden kişi, o aletin, makinenin nasıl kullanılması gerektiğini belirten kullanım kılavuzu koyuyor ve bu hakkı kendinde görüyor. Hiç kimse de çıkıp onu garipsemiyor. Peki, insanı yokken yaratan, o hiçbir şey iken onu var eden, onu en güzel şekilde çeşitli niteliklerle donatan Allah, insan için dünya ve ahrette mutlu olmasının kodlarını gösteren bir kitap ve peygamber gönderme hakkına sahip olamayacak mı? Aklınız yok mu sizin? Nasıl böyle bir hüküm verebiliyorsunuz?

Tüm mevcudata bir yol çizen Allah, insanı başıboş mu bırakacaktı? İnsanı kendi haline mi bırakacaktı? Hiç aklı olmayanlar bile böyle adaletsiz bir hüküm veremezler? Nasıl böyle düşünebilirsiniz? Gökler O’nun, yerler bizim mi olsun diyorsunuz? Böyle düşünenlere yazıklar olsun?

"Bu Kuran, ayetlerini iyiden iyiye düşünüp tefekkür etsinler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (Sad-29) "Şüphesiz ki o Kur’an, senin ve kavmin için gerçeği hatırlatan bir öğüttür. İlerde ondan sorgulanacaksınız." (Zuhruf-44)

Rabbimizin bütün uyarılarına rağmen Kur’an’ı, yüksek raflardan hayatımıza indiremedik. İnandığını söyleyen ama yaşamayan, papağan gibi konuşan ama icraatta bulunmayan, okuyan ama anlamayan, sözde Müslüman, özünde ise insanlığa rol model ve örnek olamayan, her türlü haksızlığı, yolsuzluğu ve adaletsizliği yapabilen, yapılmasına göz yumabilen, Müslümanlara karşı aslan, küffara karşı süt dökmüş kedi gibi davranan, haramları hoş görebilen acaip ve garip bir Müslüman tip türedi. Belki de her gün birileri bizim böyle garip yaşantımıza bakarak İslam’dan uzaklaşıyor. Veya İslam’ı merak edip araştırmak isteyenler, bizim tutarsız yaşantımızı görüp çabasından vazgeçiyor. Bugün İslam’ı temsil ettiğini iddia edenler, kendilerini tekrar gözden geçirmelidir. İslam’ı temsil etme konumunda bulunan herkes, her yapı, insanlık için niçin bir örneklik oluşturamadıkları konusunda kendilerini ciddi olarak sorgulamalıdır. Bugün deist ve sonunda da ateist olan gençlerin bu hale gelmesinde hepimizin sorumluluğu vardır. Adaletsiz uygulamalarımızın, insani ve İslami olmayan icraatlarımızın faturası, maalesef inandığımız değerlere kesilmektedir.

Bir zamanların dünyaca ünlü şarkıcısı Cat Stevens (Yusuf İslam)’ın ; "Ben Kur’an’ı okudum Müslüman oldum. İlk önce Müslümanları tanısaydım Müslüman olmazdım. Kusursuz olan İslam’dır, Müslümanlar değil." Sözleri bizleri tefekküre, kendimizi sorgulamaya sevk etmelidir.

Deizm, Allah’ı sadece yaratıcı olarak kabul etmek, Hüküm koyucu olarak kabul etmemektir. İnsanın, hayatında Allah yokmuş gibi yaşamasıdır. Allah’a iman eden her fert, hayatının her alanında, Allah’a hesap verecek düşüncesiyle yaşamak zorundadır. İslam bir bütündür. İmanda istisna olmaz. İslam düşüncesinin temeli Kur’an ve Peygamberdir. Müslüman, Kur’an’ın hükümlerinin hepsini kabul eden, Peygamberin yaşantısını ve ahlakını rehber edinen kimsedir. Allah’a iman eden kişi, Allah’ın varlığını, birliğini yerde, gökte ve her yerde, her işte, yaşantısının her anında O’nun hükümranlığını da kabul etmiş demektir. Allah insanı ve kâinatı yaratmış ve artık işi haşa bitmemiştir. Bunu diyen biri Allah’ı tanımamış ve ona gerçekten iman etmemiştir. Rabbimizin, İnsan gibi mükemmel bir varlığı yaratıp onu kendi haline bırakması mümkün değildir. Gönderilen Peygamberlerle insanlığa dünya ve ahrette mutlu olmalarının reçetesi sunulmuştur. Hayatımızı mahveden manevi tüm virüslerin tedavisi Kuran’ın yol göstericiliği, Allah Resulü’nün rehberliği ile mümkündür. Kur’an’ın ışığından feyz alarak akıl ve bilim ile maddi virüslerin ilacını bulmak için, durmadan mücadele edeceğiz. Her alanda adalet, ehliyet ve liyakat şiarımız olacaktır, olmalıdır. Deizm ve türevleri ile ancak Tevhid ve adalet ile adalet ve merhamet ile aklını kimseye kiraya vermeyen, düşünebilen, üretebilen, özgür ve onurlu bireylerle mücadele etmek mümkün olacaktır.

Ey Fani İnsan! "Gökte de İlâh, yerde de İlâh olan O’dur. Hakîm olan, hâkimiyet sahibi olan ve her şeyi bilen O’dur." Öyleyse sadece O’nun için, O’nun rızasını kazanmak ve insanlığa faydalı olmak için çalış! Sadece ve sadece O’nun İçin çalış!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol