Yunus Süresi 57. Ayette Rabbimiz; ‘Ey İnsanlar! Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerdeki (şüphe ve sıkıntılar) için bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.’ buyuruyor.

Her dönemdeki hastalıklardan daha farklı bir dönem içinde bulunan insan için içinde ne kadar sırlar barındıran bir ayet… İnsanoğlu bilginin emir kipinde kendisine öğretilmesini öğüt ile müşahede eder ve en güzel öğüt veren ise Kur’an’dır. Kimi zaman geçmiş toplumlar hakkında bir hikaye anlatırken kimi zaman yarattığı bir varlığı överken kimi zaman hala sırlarını keşfedemediğimiz geleceğe dair bilgiler verirken… Ayetin devamında kalbimizin en büyük hastalıkları şüphe ve hakikatin içine damıtılmadığı anlaşılan iç sıkıntılar için Kur’an’ın şifa oluşu… Deneyin gerçekten bütün kalbinizle ve mahreçlerini tam çıkararak hafif sesli bir biçimde okuyacağınız inşirah süresi tam da iç sıkıntıları geçirmek için gönderilmiş adeta… Fatiha’ya bakın hem iç açar hem de Kur’an’ın da ilk süresi, açılışı mahiyetindedir. Ona olan muhtaçlığımız öyle zirve noktadaki namazın her rekatında okunması vacip yani şart olma niteliğindedir.

Ey insan! Hikmetsiz mi sandın sen sana gönderileni… Onu hem namazda oku hem de bir anda fatiha’yı defalarca oku demiyor. Günün belirli saatlerinde belirli miktarlarda okunması şart diyor. Fatiha’yı suya benzetiyorum adeta. Günün belirli saatlerinde şu kadar su içmelisin ama mutlaka gün içinde belirli zamanlarda su içmelisin daha fazlasını içersen daha iyi olur ama hayatı durduracak kadar değil diyor adeta Yaradan…

Ayetin devamında hidayet ve rahmet olarak nitelendiriyor Kur’an’ı… Kendim müşahede ettiğim bir hatıramı anlatayım sizlere… Halk içinde mukabele okuduğumuz bir dönemde boğazımda enfeksiyon oluşmuştu ve sesim de kısılmıştı. Başka okuyacak kişi de olmayınca mecburen ses ne kadar çıktıysa okumuştum. Enteresan olan okudukça sesimin açılması ve boğazımın da iyileşmesi olmuştu. Hazirun da ben de o gün Kur’an’ın bu güzelliğine şahit olmuştuk.

Şimdilerde Hucurat Süresi için bir kısım insanlar Covid için şifa bir kısım insanlar ise ne alaka? diyor. Doğrusu şu ki Hucurat Süresi de olsa başka bir süre de olsa bu inanç meselesidir. İnandıktan sonra biiznillah şifa olacaktır. Ancak özellikle şifa kelimesinin içinde geçtiği ayetleri okumak Ya Şafi ismine bir davettir.

Yine bunun dışındaki ayetleri de aşağıda zikredeceğim ancak bir de yarattıkları içerisinde şifalı maddelerden de bahsetmiştir Rabbimiz… Tin Süresi’nde ‘vettini vezzeytuni..’ derken yani zeytine ve incire andolsun diyerek yemin ederken bir kutsiyet atfederken… buradaki sırrı düşündük mü acaba… Zeytin de incir de bugün bilim insanlarının merceği altında… Ölümsüzlük iksiri diye geçen zeytin ve onun kardeşi incir… İkisini bir araya getirip belirli bir ritüel ile terkip edip tükettiğinizde muazzam bir şifa kaynağı…

Vel hasıl Kur’an Arapçasını bilmeden okursan da şifa, anlamını okursan da şifa topal karınca gibi mahrecini çok iyi çıkaramasan da şifa, ezberden okusan da şifa, yüzüne bakarak okusan da şifa… hele bir de tüm lezzetleri bir arada yapınca yani tecvid ile okuyunca daha ayrı sonuçları ortaya çıkıyor.

Tecvitten maksat,"Kur'an'ı açık açık, tane tane oku." (Müzemmil, 73/4) ayetini gerçekleştirmektir. Öyleyse Kur’an, ağır ağır, belirli bir tertil üzere okunursa adeta onu dinleyenin harfleri sayabileceği kıvamda okunursa tilavet hakkını yerine getirmiş oluruz. Tertil üzere okumak demek teganni yapmamak demektir aynı zamanda. Teganni gereksiz abartmalardır. Kur’an bize orta yollu, ölçülü Müslüman olmamız gerektiğini öğütler. Öyleyse okumanın şeklinde ölçü olması gerektiği gibi miktarında da ölçülü olmak gerekir.

“Ey Ebû Zer! Gidip Allah’ın kitabından bir âyet öğrenmen, senin için yüz rekât namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Ve kendisiyle amel edilsin veya edilmesin ilimden bir mesele öğrenmen bin rekât namaz kılmandan daha hayırlıdır.”et-Tergîb ve’t-Terhîb, 3:279

‘Kur’an’ın acayiplikleri, harikaları tükenmez. Çok okumakla eskimez. Onu okuyunuz.. Çünkü Allah, onu okumanın her bir harfina karşılık (en az) on sevap verir. (Hakim)

Şimdi buna göre düşünün normal bir okuyuşa her harfe on sevap, eğer kişi zorlanırsa yani harfleri çıkarırken zorlanırsa sevabı iki kat, hele  bir de tam tecvitli okursa sevabı şehitler ve peygamberlerin sevabı kadar deniliyor hadis-i şerifte…daha ötesi var mı Müslüman…

Efendim; bilirsiniz nefes alıp verme tekniklerinde diyaframı kullanmak çok önemlidir. Özellikle tüm vücudu tekrar sağlığına kavuşturmak için uygulanan güzel bir tekniktir bu. Bir de bilirsiniz Arapçadaki yuvarlak he, yorgun he ya da diyafram he’si… Belki de en güzeli Allah isminin sonundaki onu işaret eden ‘Hu’ ifadesi, tam da bu şifayı çağırmak içindir adeta… Özünü geçtim canlar, kuralına uygun olarak bir ayeti okuyun hele bir de hu’ları düzgün yapın görün bakın neler olacak ya hu…

Haydi kardeşim yazdığım diğer ayetlerdeki sırları da sen keşfet, birlik beraberliğin şifa oluşunu, balın şifa oluşunu, şuara süresini bir bardak suya okuyup suyun moleküllerini güzelleştirip içmenin şifa oluşunu, fussilet süresinde ise bu şifanın herkese nasip olmayışını hadi oku da keşfet bakalım… Selam, dua ve hürmetlerimle.

Tevbe Suresi (14) Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, rezil etsin ve sizi onların üzerilerine galip kılsın, Mü’min toplumun gönüllerine şifa versin,

Yunus Suresi (57) Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerdeki (şüphe ve sıkıntılar) için bir şifa ve Mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.

Nahl Suresi (69) ‘Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.

İsra Suresi (82) Kur’an’dan Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.

Şuara Suresi, (80) “Hastalandığımda da O bana şifa verir.”

Fussilet Suresi (44) Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “Bu Kur’an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar kendilerine uzak bir yerden seslenilir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.