"Kahrolsun israil" demekle israil neden kahrolmuyor?

Günümüzde Müslümanların kanayan yaralarından biri de hiç şüphesiz Filistin sorunudur. Osmanlı’nın yıkılması ile birlikte dünyanın emperyalist güçlerinin yardımı ile Filistin toprakları işgal edilerek gayrimeşru israil devleti kuruldu. Müslümanların dağınıklığından ve duyarsızlıklarından faydalanan bu haydut devlet,  Filistin’deki halka sürekli zulmederek topraklarını genişletti. Ancak iki milyara yaklaşan İslam dünyası, bir avuç israile karşı bir etkinlik gösteremedi.  israil, ne zaman Filistinlilere yönelik bir eyleme kalksa, üç-beş İslam ülkesindeki bir avuç Müslüman sokaklara dökülür, basın açıklamaları yapılır, haydut devlet telin edilir, kahrolsun İsrail sloganları atılır ve sonra herkes evine dağılır. Bazı İslam ülkelerinin dış işleri bakanları haydut devleti kınayan açıklamalar yapar, hepsi bu kadar.  Ama hiçbir islam ülkesi(bir iki istisna olabilir), hiçbir Müslüman(birkaç istisna olabilir), israili gerçek anlamda kahretmek, üzmek veya engellemek için somut bir adım atmaz. Bu haydut devlet ile ticaret artarak devam eder, havayolları, karayolları ve denizyolları ile ziyaretler, diplomatik ilişkiler devam eder. Bu haydut ülke menşeli içecekler, yiyecekler afiyetle yenir, ürünleri zevkle kullanılır. Zaman zaman ürünleri boykot çağrısı yapılsa da çok etkili olmaz. Bu konuda tek bir örnek vermek sanırım yeterli olacaktır. iftar sofralarımızdan eksik etmediğimiz  içecekleri üreten, İsmini yazıp reklamını yapmak istemediğim bir içecek firması, daha birkaç yıl önce, kârının büyük çoğunluğunu İsrail donanmasının güçlendirilmesi için bağışladığını açık açık belirtmişti. Aynı İsrail donanması ve ordusu daha dün Mescidi Aksa’ya girerek 200’ün üzerinde Filistinli Müslümanı yaraladı. Bizler ne yaptık? Sosyal medya hesaplarımızda, bol bol ‘kahrolsun israil’ yazıp paylaştık, ama israil kahrolmadı, üzülmedi. Hatta Müslümanların bu sözde tepkilerinden cesaret alarak haydutluğunu arttırarak devam etti. Maalesef İslam ülkeleri de tribüne oynamaya devam etti, ediyor.

Allah gani gani rahmet eylesin kendisine. Gerçek bir dava ve eylem insanı olan Merhum Necmettin Erbakan ; ‘’8 milyonluk İsrail için 1,5 milyar Müslüman Ebabil bekliyorsa, Ebabiller gelse İsrail'i değil bizi taşlar’’ demişti.  Merhum Erbakan’a kulak verelim : Siyonizm, bir timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika, alt çenesi Avrupa, beyni İsrail, gövdesi ise, içimizdeki işbirlikçilerdir. Biz Müslümanlar ne yapıyoruz? Konuşuyoruz konuşuyoruz sonra nihai bir bildiri yayınlıyoruz. İsrail Gazze’den bir an evvel çıkmalıdır diye. Televizyonda bunu gören Siyonist Rockfeller keh keh gülüyor. Siz Müslümanlar bu boş bildirilerle vakit kaybedip durun, biz hedeflerimize adım adım yaklaşıyoruz diyor. Bu İsrail laftan anlamaz, güçten anlar güçten.’’

Sahi birkaç yıl önce, amerikanın isteği ile  Suudi Arabistan’ın öncülüğünde 34 Müslüman devletin katılımıyla kurulmasına karar verilen sözde İslam Ordu’su nerde ve ne iş yapar? Bu ordu, neden israile karşı harekete geçmez? Yemen’i gece gündüz bombalayan suud, israili kınamaya bile cesaret edemez. İşte islam ülkelerinin hali pür melali… Unutmalım ki emperyalistler ve israil, asıl gücünü, müslümanların dağınıklığından, birlikte hareket edemeyişlerinden, birbirleriyle uğraşmalarından alıyor.

Artık kendimizi hesaba çekmenin zamanı gelmiştir. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Söylediklerimizle yaptıklarımızın tutarlı olması gerekiyor. Yoksa kendimizi kandırmış oluyoruz. Müslüman ülkeler yılda ne kadar silah alıyor ve silahı kimlerden alıyor? Silaha verilen paralar aslında kime gidiyor? Bugün Suriye’de, Irak’ta, Pakistan’da, Afganistan’da ve birçok Müslüman ülkede, Müslümanlar birbirini öldürüyor, Müslümanlar birbirini bombalıyor. Yaşanan zulümlerde elbette emperyalist ve Siyonist güçlerin sorumluluğu vardır, ancak bizler İslam dünyası ve Müslümanlar olarak önce kendimizi suçlamalıyız. Müslüman ülkeler, birlikte hareket ederse, hangi güç onlara bu zulümleri yapabilir? Sadece petrol üreten Müslüman ülkeler, bir hafta petrol satışını durdursunlar, siz olacakları seyredin o zaman?

Haydut devlet israili ve yandaşlarını kahretmek istiyorsak, bu dünyanın bir sınav alanı olduğunu, insanın başı boş bırakılmadığını idrak ederek ona göre mücadele edeceğiz :

 “Yoksa insan, öyle başıboş ve gayesiz (yaratıldığını; ’ kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını) mı sanmaktadır? (Kıyame Suresi-36)

‘’Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz.’’ (Enbiya-35)

Allah isterse, tüm zalimleri yerin dibine batırır. Ancak Rabbimiz, sorumluluk sahibi ve imanlı mü’minler vesilesiyle, zalimlerin zulmünü def etmeyi murad eder. Öncelikle Rabbimizin bize yardımını samimiyetimizle, eylemlerimizle hak etmemiz gerekiyor. Sadece Allaha güvenip O’na dayanmamız gerekiyor.

 ‘’Allah size yardım ederse, sizi yenecek hiçbir güç yoktur. Sizi bırakırsa, O’ndan başka size kim yardım edebilir ki? O halde Mü’minler sadece Alah’a güvensinler.’’ (Al-i İmran-160)

‘’Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.’’ (Muhammed suresi-7. Ayet). İslam’a, Müslümanlara, mazlumlara, yardıma muhtaçlara yardım edersek, Allah da bize yardım eder.

En güvenilir dost Allah’tır : ‘’Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.’’ (Nisa-45)

İman edenler, her ne sebep olursa olsun, hiçbir şartta ve zeminde asla zalimlere sempati gösteremez, onlara yakınlık gösteremezler :

‘’Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz.’’ (Hud-113)

Başınıza bir felaket gelir diye yeryüzünün emperyalist güçlerinden korkmayın. Gerçekten inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz. Bizlere yardım ederler diye Allahtan başka sahte ilahları, sahte güçleri tanımayın :

 ‘’Kalplerinde hastalık bulunanların “Başımıza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların dostluklarını kazanmaya çalıştıklarını görürsün.’’ (Maide-52). ‘’Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka İlahlar edindiler.’’ (Yasin-74)

Müslümanlar olarak bir araya gelip birlikte hareket etmeliyiz. Allah’tan değil de, bize zararları dokunur, ticaretimiz olumsuz etkilenir diye emperyalist ve sömürgeci güçlerden korkmamalıyız. Müslümanlar için yaptığımız bedduaları, Müslümanları eleştirmek için gösterdiğimiz cesareti, kahramanlığı, tüm sömürgeciler için yapma cesaretini ve basiretini göstermeliyiz. Allah’ın kitabını, Peygamberin yolunu, sözde değil özde olarak rehber edinmeliyiz. Adaletten asla taviz vermemeliyiz. Gece gündüz çalışarak örnek bir insan, örnek bir toplumun inşası için gayret göstermeliyiz. İlimde, fende, matematikte, astronomide vb. tüm ilimlerde en iyi bilgiyi üretip insanlığın hizmetine sunmak zorundayız. Çünkü Allah, kim çalışıp çabalarsa, başarıyı ona nasip eder.  ‘’Ve gerçek şu ki, insan için, çalıştığından(emeğinden) başkası yoktur.’’ (Necm-39). Günümüzde de çalışan, üreten toplumlar başarılı olmuşlardır.

Müslümanlar, tembelliği bırakıp her konuda Allah’ın kitabını ve Peygamberini örnek alarak gece gündüz çalıştığında, bilgiyi tüketen değil de üreten bir toplum olduklarında, erdemli, dürüst, adalete uygun yaşantılarıyla diğer toplumlarca gıpta ile örnek alındıklarında, zalimlerin zulümlerini, dünyadaki kötülükleri engelleyen, iyilikleri çoğaltan bir toplum olduklarında, böylece, adaletin ve merhametin egemen olduğu bir düzen kurulacaktır.  israil, işte o zaman kahrolacaktır, yok olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.