İYİLİĞE GİDEN YOL UZAKTA DEĞİL, KALBİMİZDE

Montaigne bir ifadesinde şöyle der: “İyilik etmesini bilmeyen insana bilmiş olduğu başka şeylerden hayır gelmez.”

İyilik, hiçbir karşılık beklenmeden yapılan iştir. Rabbimiz Rahman süresinin 60. ayetinde bizlere şöyle buyurmaktadır:

“İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?”

İyilik yapmak Yüce yaratıcımız olan Allah Teala Hazretleri’nin sevdiği şeyleri yapmaktır. Müslüman olarak bizler her zaman ve her yerde iyilik peşinde koşmalı ve salih amellerimizi çoğaltmalıyız.  Ne kadar çok iyi işler yaparsak o kadar hayırla yâd ediliriz.

Atalarımız “İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı” diyerek bize uyarıda bulunuyor. Karşımızdaki kişiden kötülük görsek bile, yada yaptığımız iyilik kıymet bilmese bile iyilik yapmaya devam etmeliyiz. İyiler daima kazançlıdırlar. Hiçbir zaman kaybetmezler. Zahirde yapılan iyilik değer görmüyor gibi algılansa da o iyiliğin mükafatını yani karşılığını Rabbimiz bize mutlaka verecektir. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır:

“Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız.”

Andre Gide de “Her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken kötü bir şey yapmamak, işte budur iyilik.” Diyerek, insan kötülük yapmak istemesine rağmen nefsini dizginleyip kötülükten vazgeçmesi, ya da kendisine yapılan kötü bir muamaleye aynı ile karşılık vermeye muktedir iken bundan vazgeçip kötülük karşısında iyilik yapması bir erdemlilik ifadesidir.

François de la  Rochefaucauld da bunun altını şu cümleleriyle çizer ve şöyle der: “Bize iyilik edenlerdense, kendilerine iyiliğimiz dokunan kimseleri görmek daha çok hoşumuza gider.” Yani bizim her daim iyilik yapan biri olmamız gerektiğini vurgular. Zira bir başkasının gülümsemesine ve mutlu olmasına vesile olabilmek tarifsiz bir mutluluktur. Yazımızın bu bölümünde iyiliği konu alan bir hikâyeye ver vereceğim. Öyle bir hikâye ki ne kadar manidar ve mana yüklü.

İki kardeş yolculuk esnasında düz bir kayanın altındaki ağacın gölgesine konmuşlar ve orada bir müddet dinlenmişler. Tekrar yola çıkacakları sırada bu düz kayanın altından ağzında bir dinar altın olan bir yılan çıkıp bu dinarı onlara uzatmış. Bunun üzerine bu yılanın bu dinarı bir hazineden alıp getirmiş olduğunu düşünmüşler. Orada üç gün kalmışlar ve bu üç gün boyunca her gün bu yılan onlara birer dinar getirip atmış.

Yılanın bu durumunu gören kardeşlerden biri, diğerine dönerek:

-“Bu yılanı ne zamana kadar böyle bekleyeceğiz, bunu öldürüp, hazineyi kazarak çıkarsak olmaz mı?” demiş. Diğer kardeşi buna engel olmak istemiş ve

-“Sakın yapma ne bilirsin, bunu yaptığın takdirde mahvolabilirsin, hazineyi de elde edemezsin” demiş. Ama o kardeşini dinlememiş, yanına bir kazma almış ve yılanı beklemeye koyulmuş. Yılan çıkınca, yılana bir kez vurmuş ve yılanı başından yaralamış, ancak öldürememiş. Yılan kıvranarak kendisine vuranın üzerine gelmiş ve adamı öldürmüş. Ardından da tekrar inine girmiş. Diğer kardeşi  onu toprağa gömmüş ve ertesi güne kadar da orada beklemeye devam etmiş.

Ertesi gün yılan, başı sarılı olarak yine çıkıp gelmiş, ancak bu sefer beraberinde hiçbir şey getirmemiş. Yılana şöyle seslenmiş:

-“Ey yılan, vallahi bu olanların olmasını hiç istemedim, kardeşimi engellemek istedim, ama olmadı. Seninle bir anlaşma yapabilir miyiz? Sen bana bir zarar verme, ben de sana hiçbir zarar vermeyeyim?”

Yılan:

-"Hayır", demiş.

-"Neden?" diye sormuş.

Yılan bu soruya şu ibretlik cevabı vermiş:

-“Çünkü sen kardeşinin buradaki kabrini görüp durdukça bana sonsuza kadar iyilik yapacağından emin olamam. Bende de bu baş yarası bulundukça sana iyilik edeceğimden emin olamam da ondan.”

Hikâye bize iyilikler yapılırken ölçülü ve dikkatli olmamızı öğütlüyor. Görülen bir zarar iyiliğin önüne kesebileceğini anlatmaya çalışıyor. Bir söz vardır iyilikten maraz doğar. İyilik yaparken iyi düşünmeli, yapacağımız iyiliklerden maraz doğmasına izin vermemeliyiz. Bunu Demosthenes ne güzel ifade etmiş:

Bir insana meydana getirilen iyiliğin hatırlatılması onu suçlamakla aynı şeydir.”

Son söz olarak Epictetos’un bir sözüne yer verelim. Epistetos iyilik yapmayı şu sözleriyle çok güzel özetliyor:

Güneş, ışık ve sıcağından yarar sağlamak için kendisine yalvarılmasını beklemez. Sen de güneş gibi ol, beklenilen iyiliği senden istenilmeden yap.”

İyilik yapmak için zaman kollama. İyilikleri her daim kalbinde besle ve her daim dünyanın bütün kötülüklerine rağmen iyilik yaparak bir meşale yak.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.