Dayanışma için sadaka taşı

İyilik Haber Merkezi
İyilik Haber Merkezi
30 Nisan 2021 Cuma 14:25
240 Okunma
Dayanışma için sadaka taşı

İhtiyaç sahibi insanların ihtiyaçlarını, onları incitmeden gidermenin yollarından biri olarak toplumsal hayatımızda yer bulmuştur sadaka taşları. Sadaka taşı; genellikle cami, çarşı, hastane vb. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için para, altın vb. bırakılan özel taşlardır. Genellikle cami etrafında bulunan ve üzerinde para koyabilecek bir oyuğu bulunan sadaka taşları, mesaisine akşam karanlığında başlardı. Dar ve çıkmaz sokaklı Osmanlı mahallesine karanlık çöktüğünde canlanırdı sadaka taşları.

Kökeni Selçuklulara kadar uzanan yardım şeklidir. Fakir insanları rencide etmemek için düşünülmüş bir modeldir. Osmanlılar döneminde daha da yaygınlaştırıldığı biliniyor. Yardım yapan ile alan birbirini görmez, tanımaz ve bilmez. Alanın mahcubiyetten, verenin ise riya ve gösterişten uzak durması beklenir. Genellikle Antik porfir sütunlardan dönüştürülmüş, tepesinde para bırakılabilecek oyukları bulunan dikitlerdir. Duvarlarda oyuk şeklinde olanları da vardır. 
Sadaka Taşlarına parayı bırakanlar da en az parayı alanlar kadar haysiyetli ve onurlu kişilerdir. Çünkü ihtiyacı olan kişi sadaka taşından sadece ihtiyacı kadarını alır ve diğer ihtiyaç sahiplerini de düşünürdü. Hatta 17. Yüzyılda İstanbul'u anlatan bir Fransız gezgin, karşılaşmış olduğu medeniyet karşısında afallamış olduğundan olacak ki takip etmiş, sadaka taşının üzerinde bulunan paraların tam bir hafta boyunca yerinde kaldığını belirtir.

Mimari özellikleri gibi isimleri de bölgelere göre değişiklik gösterir. İhtiyaçgah (Türkmenistan-Aşgabat), Hayrat deliği (Konya), Hacet taşı (Kayseri), Zekat Kuyusu (Hasankeyf-Batman), Sadaka Oyuğu, Fıkara Taşı (Üsküdar) ve ihsan Kapısı gibi isimlerle de bilinirler. Bulgaristan, Bosna-Hersek, Makedonya, Tunus ve Cezayir gibi Osmanlı’nın egemen olduğu farklı coğrafyalarda izleri vardır. İstanbul’da bir zamanlar 160 adet sadaka taşının olduğu kaynaklarda yer almaktadır. Bunların en meşhuru Üsküdar İmrahor Cami önünde bulunan ve korumaya alınan kırmızı granitten yontulmuş sadaka taşıdır.

Sadaka taşından bahsetmişken İslâm’da önemli bir konuma sahip olan sadaka kavramından da bahsetmek gerekir. Sadaka, hem zekât hem de  hayır-hasenât anlamına gelir. Zekâta sadaka da denilmektedir. Yani sadakanın farz olanı zekattır. Zekât ve sadaka Kur’an ve hadislerde “sadaka” sözüyle ifade edilmektedir.

Sevaptan başka herhangi bir karşılık beklemeden sırf iyilik niyetiyle yapılan hayır çeşitlerinin dinimizdeki ortak adı sadakadır. Sadaka denilince ilk anda aklımıza, çarşıda-pazarda dilenenlere verilen küçük maddî yardımlar gelir. Bunlar sadakanın yaygın fakat çok özel bir çeşididir. Aslında Allah rızâsı için yapılan her şey sadakadır. Güler yüz ile tebessümden ve tatlı sözden tutunuz da aile mutluluğuna katkıda bulunmak düşünce ve niyetiyle erkeğin sofrada hanımının ağzına uzatacağı bir kaşık çorbaya varıncaya kadar her şey sadakadır.

Sadaka, sadaka veren kişinin imanına delildir. Şefkat, yardım, çevreye karşı duyarlılık, zayıf ve kimsesizleri korumak hep iman alâmetidir. Merhametsizlik, haksızlık, duyarsızlık, kabalık ve katılık dinî duygudan, sorumluluktan, ilâhî huzurdaki hesaplaşmaya önem vermemekten, kısacası imansızlıktan ileri gelir.

“Dini yalan sayanı gördün mü? O, yetimi iter-kakar ve asla fakir fukaranın doyurulmasını teşvik etmez” [Maun sûresi (107), 3]
âyeti bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. O halde sadaka, imana ve ondan kaynaklanan üstün İslâmî değerlerin varlığına delildir. Öte yandan sadaka veren mümin, kıyamette malını nereye harcadığı sorulduğu zaman, verdiği sadakayı gösterecektir.

HABER MERKEZİ

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol