“İyilik ve kötülük toprağa düşen tohum gibidir, mutlaka yeşerir. Onu biçmek ekene nasip olur.”

Külli irade dahilinde var olan insan, yaşamsal faaliyetlerin idamesi için bir araya gelmiştir. Bunun sonucunda yükselen değerler eşliğinde kavimler, devletler, muazzam

imparatorluklarkurmuştur. Hal böyle olunca fert ve toplum, değerlerini geleceğe taşıma heyecanı ve güvenliğini temin etme gereksinimini duymuştur. Böylelikle ilk çağlardan günümüze çekişmeler, düşmanlıklar, korkular gibi olgular tesis olmuştur. Elbet tarih boyunca duruma cereyan eden güçlerin, tarafların statüsü her daim önemli olmuştur. Bu paralelde, güçlü güçsüzü alt ederek bunu, her türlü taarruz ve türlü hileler ile sağlamıştır. Ancak her türlü çekişmenin odağında da olsa insan yalnız olamayacağının bilincinde olmuştur. Nitekim tüm insanlar başkasına ihtiyaç duyar, başkasının yardımına da muhtaç haldedir. Öyleyse hiçbir menfaat beklemeden, sırf Allah rızası için iyilik etmekten kimse geri durmamalıdır.

Maddi ve manevi güzelliklerin bir arada yaşandığı; hoşgörü, tevazu ve dayanışma olgusunun ön planda olduğu Ramazan ayı hürmetine iyilik etmekten hiç kimse geri durmamalıdır. Çünkü dini açıdan taşıdığı önemle birlikte bireysel açıdan sorumluluk ve sosyal açıdan da yardımlaşma, dayanışma duygularının en yüksek yaşandığı ay olarak nitelendirilebilir. Zira bu mülahazanın ehemmiyetine vurgu yapan onlarca hadisi şerif vardır. Ebu Zerr el Gıffari (ra), Hz Peygamber (SAV)’den rivayet etmiştir: “Güneşin üzerinde olduğu her Müslüman üzerinde sadaka vermek vaciptir.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Malımız yoksa ne yapalım?” Buyurdu ki: “Hayır yapmak için bir çok yollar (yöntem) vardır. Sübhanellahi ve’l hamdüllilahi, Kelime-i Tevhid gibi teşbihler, iyiliğe teşvik, kötülükten alıkoyman, yolda zarar verici maddeleri kaldırman, dilsiz, sağır, kör kimselere yardım etmek (ellerinden tutmak); zayıf kimselerin yükünü omuzlayıp taşıman birer sadaka hükmündedir.” Rabbim bizleri böylesi güzelliklerle ecreylesin.

İyilik bir lütuf değil öyleyse zorunluluktur. Tebaa kadar devlet memur ve ricali için de iyilik etmek ehemmiyetlidir. Nitekim emri altında bulunanların işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren amirler affolur. Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her işlerinde kolaylık sunardı. Erdemin faziletlerinden nasiplenebilenler, bütün bir yıl iyi işler yapmaları nasip kılınır. Ancak faydasız işlerle meşgul olanın, günah işleyenin bütün senesi ziyan olur, günah işlemekle haşrolur.

Yanlışta olmak değil, yanlıştan dönmektir erdemli olmak. Zira Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birbiriyle kavgalı iki kişinin kapıda bağırıp çağırdıklarını duydu.

Borçlu adam, alacaklı olandan, alacağının bir kısmını bağışlamasını ve kendisine anlayışlı davranmasını istiyordu. Alacaklı olan ise:

- Vallahi yapmayacağım, diyordu.

Onların yanına çıkan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Nerede o iyilik yapmayacağım diye yemin eden adam?” diye sordu.

Alacaklı olan:

- Buradayım ey Allah’ın Resûlü! Alacaklı olduğum kişi nasıl istiyorsa öyle olsun, dedi. (Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19)

Görüldüğü üzere gafletten uyanmak için bize Kuran’dan haber veren Resul yeter. Zira hadisten de anlaşıldığı üzere; hatasını hemen kavrayan sahâbî ikinci bir soruya ihtiyaç bırakmadan:

- Yâ Resûlallah! Nasıl istiyorsa öyle olsun, diyerek kusurunu telâfi etmiştir.

Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ise cehennemden kurtuluş olan Ramazan Ayı, rahmeti ve bereketi bol olan bir aydır. Yoksulların gözetildiği aynı zamanda millet olarak yardımlaşma ve kaynaşma bakımından kaçırılmaması gereken bir fırsat ayıdır. Ramazan Ayı’nda bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimizi en güzel şekilde sergileyerek, bu değerlerimizi geleceğe taşımalıyız. İyiliklerimizi artırmalıyız.

Allah c.c Kuran-ı Kerim’de şöyle bildiriyor:

“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzal Suresi, 7-8 ayet)

Yüce rabbim cümlemizi öncelikle kendi yakınlarına ve muhtaçlara, sonrasında da mü’min olan düşmanlarına bile iyilik yapan kullarından eylesin. (Amin)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol