Hayat: doğumdan ölüme değin geçen süre olarak tanımlanmakta.

Hayata geliyoruz ve dünya denilen handa belirli bir süre misafir olarak konaklıyoruz ve sonra hayatın zıttı olan kapısının bizim için cömert bir biçimde ardına kadar açık olduğu, adı soğuk kendi gerçek olan ölüm ile tanışıp bu dünyadan göçüp gidiyoruz diyerek bir girizgâh yapıyorum konuya.

İnsanı yıllar içinde yaşadığı acı tatlı olaylar olgunlaştırır. Yüzünde kendine kalıcı bir yer etmiş her bir çizgi her bir acının izidir.

Mutluluk seni sadece gülümsetirken ne bir çizgi çizer arsızlığa vurup ne de beyaz bir tel saç olarak düşer alnının ortasına.

Siyahtan beyaza dönerken tel tel saçlarının sana bir garezi yoktur derdi sadece yıllarla.

Mutluluk pahalı bir duygudur çoğu zaman büyük bedeller ödeyerek alırsın.

Acı ise: Çok ucuzdur, satın almak için bir ödeme yapmadığın gibi en ufak gayretini de gerektirmez. Öyle çoktur ki silkinsen toz duman içinde kalırsın göz gözü görmez. Bazen kendini çok güçlü hissedersin tek başına dünyaya kafa tutacak mecalin olur, bazen de mücadele etmek içinden gelmez hatta beyaz bayrağı arkana saklar vakti geldiğinde sallarsın; yani yenilgiyi peşin peşin kabul edersin.

"Denizler bana hep sonsuzluğu çağrıştırıyor; ya o sonsuzluğun içinde boğulup gidersin ya da kulaç atıp kıyıya çıkarsın. O sonsuzluk hayat; tercih senin."

Hayat süreklilik isteyen bir mücadeledir; bazen de bir savaş rövanşa kalmak istemediğin.

Savaşın galibi olup hayatta kalabilmek için iki ayağının üzerinde durmak yetmiyor elbette güçlü bir de ruh haline de sahip olman gerekiyor hatta en önemlisi diyebiliriz.

Hayaller: İnsanların hayalleri vardır uçsuz bucaksız, bir çerçeveye sığdıramadığımız.

Hayatımız boyunca hayaller kurarız şeker pembesi, bulut beyazı kimi zaman gökyüzü mavisi.

Birde gerçekler vardır ki sınırlara sığdırılmış somut olanı yaşatan resimler olarak gördüğümüz rengârenk ve çoğu zaman siyah beyaz, kimi zaman gözlerimiz rengi olan ya da öyle görmek istediğimiz gerçekler.

Hayalleri gerçekleştirmek için insanın cesareti hayallerin önüne geçmeli, geçmeli ki cesaretin hedefe giden tek yol olduğuna inanmalısın ve o yolda elinden geleni arkana saklamaktan kaçınmalısın.

Hayat: Bir dakika sonrası muamma bir dakika öncesi geçmiş zaman olarak takvim sayfalarının arkasında kalan bir iki satırlık ömür.

Hayaller: hayatımızı kolaylaştıran geleceğimizi belirleyici, etkileyici etkenlerdir. İnsanın bir hayali, hayalleri olmalı hayatına yön veren. 

Hayallerden gerçeğe giden yol elbette kolay değildir insanın bu yolda emeği, hırsı ve çabası olması gerekiyor; yediğimiz her bir lokmayı çiğnemeden yutamıyoruz, kolay yutmak için bir eylem içine giriyoruz.

Gittiğin bu yol dümdüz olamayacak elbette, olsa idi hayali olmazdı; yol boyunca taşa takılıp düşeceğini önceden tahmin etmen kâhin olmanı gerektirmez. Belki birden fazla düşüp kalkacaksın. Ama yılmak yok her seferinde kendinden emin bir şekilde yeniden ayaklanıp yürümelisin. Bir kez daha bir kez daha derken bir bakmışsın ki yolun yarısına varmışsın.

Düşüp kalktıkça tozdan çamurdan nasibini alacaksın zannetme birileri seni silkeleyecek; hayır bu yolda yalnızsın!

"Defalarca düşüp kalktığın; şanslıysan şayet bir dala tutunduğun anlarda olacak. Rüzgârın savurduğu yürümekte zorlandığın yer yer sağanak yağmur altında ıslandığın bu yolda dost sandığın sözlerine inandığın gülen yüzüne aldandığın tabiri caizse bıyık altından gülen düşmanların da olacak; belki de bu karanlık yüzlerden birkaçı en yakınların."

Bu meşakkatli yolda öğreneceğin, tecrübe edineceğin çok şey yaşayacaksın, bazı anlarda ağlayacaksın, kimi zaman sinirden güleceksin. Velhasıl çok şey öğreneceksin.

Sen, aslında çok kişinin cesaret edemediği yolda yürürken hedefe çeyrek kalmışken o kimileri oturdukları yerden nal toplamayı marifet sanırken hayatın sadece siyah beyaz tonundan beslenecekler.

Karıncaları bilir misin: Karıncalar kendi ağırlıklarının yirmi katını taşırlar ve hayatla olan mücadelelerini hiç bırakmazlarken küçük bir karıncanın azminin kırıntısından almamız gereken çok ders olduğunu düşünüyorum.

Taşıdığın yükün hafif olması beklenemez elbette; yolun uzun yükün ağır olacak.

Ağır olması seni eskisinden daha çok güçlendirecek. Korkma yükünün bir kısmını az az her dönemeçte atacaksın. Yükün hafifledikçe sırtın düzleşecek ve düzgün adımlar atacaksın. Titremeden tek ayak üzerinde dengeni kurup hep ileri adımlar atıp arkana bakmadan yürüyeceksin. Vuslata ermek için gün sayarken bir sabah uyku mahmurluğunu üzerinden henüz atmadığın bir anda gözlerin fal taşı gibi açılmış olacak.

İşte o gün, bugün!

Hayallerini hayata geçirmenin;  başarmanın haklı gururuyla kendinden emin bir duruş sergileyerek geldiğin yollara bakıp çığlıklarını içinde atacaksın. Herkesin senin çığlıklarını duymasına gerek yok; biraz sakin ol.

Büyük bir sabırla ve emekle bulunduğun hatta başardığın allının teriyle kazandığın zaferinle gurur duyacağın anlar da gözlerindeki ışıltıyla çok kişiye ilham kaynağı olacaksın. “İŞTE ZİRVEDESİN!” Bunu tek başına başardın ve en dipten en tepeye gelmen her insana nasip olmayan bir hadisenin kahramanısın ve dününde emeği olmayanlar bugün ki bu başarına gıpta ederek bakacaklar, nasıl mı? Çaktırmadan yan gözle.

"Sen başardın şimdi sıra diğerlerinde. Hayaller gerçekleştirilmek için kurulmalı zira geçici kurulan hayaller anlık keyifler olarak yaşanır; oysa hayali gerçeğe dönüştürmek senin elinde."

Not: "Ben de hayallerini hayata geçirebilen bir hayalin kahramanıyım milyonlarca insan gibi; senin gibi sizler gibi."

Bu bir hayalin hayata geçişinin hikâyesiydi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol