Hakkaniyetli Arkadaş
Geçen gün haberlerde "Taksici 200 bin lira dolu çanta buldu, sahibine teslim etti. Ne iyi insanlar var" haberi çıkınca bizim bir arkadaş celallendi. "İyilikle ne alakası var kardeşim! Zaten olması gereken bu. İnsanlık vazifesi" dedi, verdi veriştirdi. Hangi arkadaş mı? Yok öyle bir arkadaş...

***

Sitemler
Hindistan'da yaşadım, Mısır'a, İran'a, Güney Amerika'ya gittim, alışveriş yaptım. Kızmayın ama dolandırıcılık konusunda hiçbiri bizim elimize su dönemez.

Türkiye’de yaşayan Pakistanlı bir kız ciddi ciddi "Zararlı alışkanlıklar edinmek pek güzelmiş. Ben bunu Türkiye'de öğrendim" tarzında bir açıklama yapmış. Bu gurur hepimizin (!)

Mahalle camisinde iftar için ezan bir dakika erken okunuyor. Televizyona bakıyorum, kimi zamanında kimi iki dakika sonra kafalarına göre. İş "önemli olan niyettir"e mi gidiyor?

***

Niyet ettim, Niye olmadı?

Bir ülkede padişahın biri sürekli yanlış işler yapar, sonra da "ama benim niyetim iyiydi. Kısmet değilmiş" der kendini savunurmuş.
Bir gün vezirine bir tarlaya buğday ekilmesini emretmiş. Hasat zamanı gelince tarlada buğday yerine arpa bittiğini görmüş. Vezirin cevabı hazırmış:
"Biz arpa ektik ama buğday niyet etmiştik, kısmet değilmiş sultanım"
İyi bir ders ama vezir kellesini kurtaramamış olabilir tabi.

***

 

Bir mesele kafama çok takılıyor.

Deniliyor ki, “Gençler Kore dizileri ve şarkıları ile farklı kültürlerin etkileri altına giriyorlar.”

Bazıları işi iyice abartıp yasaklanmaları gerektiği noktasına getiriyor.

Acaba yasaklamak çözüm olacak mı?

Türkiye’de yasaklanmış internet sitelerine girmenin yolu yok mu? Olmaz mı, yıllarca Wikipedia’ya nasıl girdik?

Sorulması gereken soru şu: Gençler neden Korelileri izliyor? Bu akımın dinamikleri nelerdir ve asıl önemli olan: Biz buna alternatif olarak ne sunabiliriz?

Biz alternatifimizi, daha güzel şekilde sunalım, gençler daha kötüsüne zaten dönüp bakmazlar. Eğer sunamıyorsak da kusura bakmayın, isteğin olduğu yerde hiçbir güç ona engel olamaz.

*

Bir de işin şu noktası var: Yasaklayalım diyenler acaba bu akımı ne kadar anlıyor da böyle bir kanaate varıyor?

Yıllar evvel şimdilerin popüler bir sunucusu şöyle bir laf etmişti.

“Kurtlar Vadisi dizisini hiç izlemedim ama karşıyım”

Ne güzel! Hiç bilmediğimiz şeylere karşı olalım olsun bitsin. Madem televizyondan gidiyoruz, bu defa da dizilerden örnek verelim. Zamanının sevilen dizisi ALF’in kahramanı uzaylı dostumuz şöyle diyordu.

“Biz gezegenimizde, anlamadığımız aletlerle uğraşmayız. Onları kırar atarız”

*

Yasakçılığa bu kadar laf söyledikten sonra faklı kültürlere ilgi duyanlara da birkaç kelam etmesem olmaz.

Farklı kültürleri tanımak insanı bambaşka dünyalara götüren inanılmaz bir deneyim. Beni tanıyanlar özellikle Hindistan kültürüne ilgi duyduğumu çok iyi bilirler.

Tanımak aslında beraberinde tanımlamayı da getirir. Bu da karşılaştırma gereğini doğurur. Yani “X ülkesinde Y şu şekilde yapılıyor” olayını bilmek bir marifet, aynı olayın kendi doğduğun ülkenin kültüründe nasıl yapıldığını bilerek karşılaştırabilmek ve bu şekilde sindirmek iki marifet.

Dünyanın bir ucuna gitseniz, adınızı, dininizi, dilinizi, kültürünüzü reddedip, aynı bir kimlik alsanız da siz yine doğduğunuz topraklara aitsiniz. Emin olun bunu etrafınızda gezinen her meraklı göz size hatırlatacaktır.

*

Bir zamanlar “Dünya vatandaşı olmak” diye bir tabir vardı.

Dünya vatandaşı olmak isteyenler, size formülü veriyorum:

Bir kere hepimizin ülkesi zaten dünyada. Uzay vatandaşı diye bir şey yok. Bu bir tarafta dursun.

İngilizceyi yabancı dil olarak algılamayın. Bugün Türkçenin bir lehçesi olan Kazakçayı konuşan Kazakistan’a gitseniz konuşmaları hemen hiç anlayamayacaksınız. Ha, birkaç ayda temel olarak çözersiniz dili. Ama çözene kadar konuşacağınız dil, İngilizce.

Arabistan’a, Güney Amerika’ya, Çin’e gitseniz konuşacağınız dil yine İngilizce. Çin’de İngilizce konuşan insan sayısı, Amerika’da İngilizce konuşan insan sayısından fazla.

Peki, İngilizce öğrenmek yetecek mi? Dili öğrendik de ne konuşacağız?

Konuşacağımız, anlatacağımız şey “biz” olacaktır. Kendimizi anlamadan, karşı tarafa bir şey anlatamayız. Eğer “bizi” değil “başkalarını” anlatırsan, emin ol senden daha iyi anlatan başkaları zaten var. Tereciye tere satmanın âlemi yok.

İyi ki...
İyi ki zamanında aralıklı da olsa spor yapmışım.
İyi ki çevremi dinlemeyip pasif gelir kaynakları oluşturmuşum.
İyi ki sigarayı bırakmışım.
İyi ki Çizgi Roman Okulunda öğretmen olup birbirinden şahane gençler tanımışım.













 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.