Yarasalar,  “Ekolokasyon Yeteneği” adı verilen bir çeşit görme yeteneğine sahiptir.  Yani nesneleri algılamak ve uzaklıklarını belirlemek için ses dalgalarını kullanırlar. (Çoğu yarasa gırtlağında ses titreşimi oluşturur ve ağzından ya da sesi burun deliklerinden dışarı verir. Yarasalar nesnelere çarpıp yankılanıp geri dönen yani yankılanan ses dalgalarını büyük kulaklarıyla algılayarak zihinlerinde çevreyle ilgili üç boyutlu bir resim oluştururlar. Hatta başka yarasaların yarattığı ses karmaşasına rağmen nesnelerin yerini, yüksekliğini ve uzaklığını rahatlıkla belirleyebilirler.) Yarasalar ekolokasyonla cisimlerin yerini belirlerken çok hassas bir hesaplama yapmaktadır. Çünkü yalnız bir milisaniyelik (saniyenin binde biri) bir hatanın bile yarasanın, hedefini neredeyse 17 santimetreyle ıskalama sına neden olabilir. Türkiye'de 39 tür yarasa bulunmaktadır. 
Bunun 3/1 mağarada yaşamaktadır. Avrupa ve Akdeniz bölgesinde en yüksek çeşitliliğe sahip ülkedir. Bu türlerin biri hariç tamamı böcekle beslenir. Büyük yarasalar grubuna dâhil olan ve meyveyle beslenen tek tür Akdeniz bölgesinde yaşayan ve Türkiye'nin en büyük yarasası Mısır ve Meyve Yarasası 25 yıl yaşar. Adana, Hatay, Mersin ve Akdeniz sahillerinde yaşar. Türün asıl dağılımı Afrika Ve Ortadoğu bu türe rastlanacak en kuzey nokta Türkiye'dir.  Bazı yarasalar ağaçta, çatı katları, kaya yarıklarında yaşar. Mağaradakiler kalıcı ya da konaklama, yaz ya da kış tercih ederler. Böcekçil yarasalar: Nal burunlu, Fare Kulaklı, uzun kanatlı, uzun ayaklı. Böceklerin kanat çırpma hızından onların sivrisinek mi,  yoksa başka böcek mi olduğunu anlarlar.
Bazı türleri de balık, kuş avlar.
Yarasa denince ilk akla gelen Vampir tür ise sadece Güney Amerika'da yaşar.
Kış Uykusunu mağarada geçirirler: Küçük Nal burunlu, Büyük Nal burunlu tek başına duvara asılı dururlar, kanatlarıyla kendilerini kapatırlar.
Bazı araştırmacılar, bir misli saniyeden daha yüksek hassasiyetle bir hesaplama yapmanın "imkânsız göründüğünü" söyleseler de deneyler yarasaların yankı suresi 10 nanosaniye (saniyenin 100.000.000/1 ) hassasiyetle hesaplaya bildiğini gösteriyor. Bu sayede mesafeleri bir milimetreden bile daha doğru hesaplayan biliyorlar! 
Araştırmacılar yarasalardan ilham alarak "görme engelliler için ekolokasyon ile çalışan bir elektronik baston geliştirmiştir. Bu baston görme engellilerin çevrelerindeki nesneleri zihinlerinde canlandırmalarını ve engelleri fark etmesine yardım etmektedir.

Türkiye'nin en büyük yarasa türü olan, kanat açıklığı 70 cm olan bulabilen boyutları, tilkiye benzeyen yüzleri ile diğer türlerden kolayca ayrılan, tüyleri gri kahverengi olan genelde mağaranın tavanında en yüksek yerinde yüzlerce bireyli koloni halinde yaşayan, kış uykusuna yatmayan geceleri meyve bahçelerini tırtıklayan yarasa cinsinden olan bir çift yarasa anne Elmas ile baba Zümrüt. Hani hikayelendirerek konuyu anlatmaya, açmaya çalışacak olursak diye...
Meyvelerden incir, kayısı, şeftali, elma, muz, turunçgiller, dut, hurma, kışın incir ve keçiboynuzu yapraklarıyla beslenir. Mağarasından yiyecek aramak için 25 km uzaklaşabiliyorlar. Yavrulama Mart, Nisan ya da Ağustos, Eylül de doğurur. 7 haftalıkken uçar,12 haftalıkken sütten kesilir, 1 yaşta olgunluğa ulaşır, yaz, kış konaklama yerlerine göç ederler.
 Elmas ile Zümrüt’ün çocukları İnci merakla sorular sorar annesi Elmas’a;  Gündüz gece nasıl görebildiklerini.  
Elmas ”meyve yarasaları arasında ekolokasyon yapan tektür” olduklarını. Bu sayede karanlık mağaralar da konakladıklarını ve gündüzleri gözlerini kullandığını. Ekolokasyon için kullandığı sesi diliyle çıkardıklarını. İnsan kulağı da duyabildiği frekans Aralığı 7-70 Khz arası olduğunu söyler.
İnci devam eder sorularına, çevresine nasıl faydalı olabilirim, diye. Annesi ”meyve,  ağaç tohumlarını taşıdığını önemli iş yaptığını, mağara önünde ki incir ağaçlarını gösterir. 
İnci neden gürültü olduğunu sorar sosyalleşme için gürültülü çok yüksek ses çıkardıklarını öğrenir. Dahası bir kaç mağarada yaşadıklarını oraların korunması gerektiğini. İnsanların bilmedikleri mağaraları taş kömür ocaklarıyla dağlarla birlikte yok ettiklerini, su kaynaklarını kirletip yok ettiklerini ya da mağaraların baraj suların altında yok olduğunu, yer altı ve yer üstünün dengeye sahip olduğunu ve bu dengenin bozulduğunu öğrenir. 
              İnci’nin biz insanlardan yarasaların hayatlarına zarar vermemeleri adına istediği bazı önemli konular var. Onların yaşam alanlarında neleri yapmamalıyız konusunda önemli uyarıları...
●    Mağaralarda Kalıcı işaretleme yapma.
●    Mağara oluşumları kırma, kirletme.
●    Tuvalet olarak mağara, su alanı kullanma.
●    Mağara içindekileri dışarı atma içine de çöp atma.
●    Mağarada yarasa varsa uzun kalma, gürültü yapma, ışık parlak şeyler kullanma.
●    Mağarada yarasa kolonisi, kış uyku ya da yavru sezonuysa girmekten kaçın rahatsız etme.
●    Yarasaların uyuduğu galeriye girerken rahatsız etme, sessizce flaşlı resim çekme hızlıca çık.
●    Yarasalara dokunulmaz.
●    İzinli bilimsel Araştırmacı dışında hiçbir hayvan ya da mağaradan örnek alınmaz.

Rukiye Ersal

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol