FITRATTA İYİLİK VAR

Yaşadığımız evren pek çok harikulade halleri her gün farklı tarzlarda bize sunuyor aslında. Kainata bakamıyor muyuz yoksa bakmıyor muyuz? Sabahın ilk vaktinde ufukta beliren ışıklarındaki mükemmel donanım, fecrin efsuni parlaklığı, akşamın vakti ufukta oluşan kızıllığı ve etrafı örtüleyen gece karanlığı, sonunda işleyen kusursuz bir sisteme belki her gün şahitlik edebiliriz. Ama etmiyoruz. Doğa üstü güç sahibinin ya da mutlak güç sahibinin kudretine teslim olmak ona hayran olmak ve hayret makamına ulaşmak için gayret etmek gerekirken nelerle vaktimizi heba ediyoruz.…

Sonra bir ara yanlışımızı fark edip pişman oluyor akabinde hatalara yine devam ediyoruz…

İnsan en mükemmel varlık. Yaratılış cevheri bakımından iyiliğe ve güzelliğe meyille yaratılmış varlık. Fıtraten iyilik merkezli yaratılmış varlık. Bu gün oldukça ilginç bir hikmetli söz den bahsetmek istiyorum.

Son Peygamber Hz. Muhammed aleyhisselamın mükemmel bir ifadesi. İnsana sosyal hayatında vaz geçemeyeceği bir diriliği bir aksiyonu ileri bir efor sarfederek hayatına anlam katmasının yolunu gösteren kısa ve veciz bir tespiti…

Sahabe, ‘Peygamberimizi hayatta iken gören onun zamanında yaşayan ve Müslüman olan ve Müslüman olarakta ölen kimseye’ denir. Peygamberimizin çok kıymetli arkadaşları vardı. Kimi ilimleriyle kimi zenginlikleriyle kimi sosyal hayatta farklı işlerle meşgul olup kimileri de savaşa katılarak o zaman ki islami harekete katkı sunuyorlardı.

Abdullah ibni Mes’ud  (radıyallahü anhü) hem ilim sahibi olmak ve hem de  analitik düşünme meleke sahibi olmakla temayüz etmiş sahabilerden birisiydi.

Sahabeler Peygamberimizi yakından izler ve bilemedikleri konuları çok samimi bir şekilde sorarlardı. Peygamberimizde onların anlama ve hayatlarına tatbik kapasitelerine göre uygun cevaplar verir ve hiçbir arkadaşını kırmaz onlara farklı sınıf muamelesi yapmazdı. İleri derecede gönül kazanma hususunda azami gayret ederdi.

İşte bilgi ve hikmet arayışındaki  Abdullah ibni Mes’ud (radıyallahu anh) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek diyor ki;

– Hangi ameller daha faziletlidir? diye sordum.

Vaktinde kılınan namaz” buyurdu.

– Sonra hangisi? dedim.

– “Ana babaya iyilik etmek” cevabını verdi.

– Daha sonra hangisidir? diye sordum.

– “Allah yolunda cihâd etmektir” buyurdular.

(Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48)

Sahabilerin hayatı kaliteli değerlendirmek gibi bir kaygıları vardı anlaşılan. Onlar dünya hayatının geçiciliğini anlamış, fani hayata yatırım yapma yerine baki hayata yani ebedi hayatın süreceği ahiret hayatını öncelemişlerdi. Bu bakımdan da Allah’ın elçisinin ağzından en doğru bilgiyi alıp en kalite hayata uzanacak örneklemelerle somut sonuçlara ulaşmayı öğrenmişlerdi. Şimdi hadisi şerife tekrar bakalım. Soru açık ve net hatta oldukça akıllıca;

– Hangi ameller daha faziletlidir? Soru bu.

Abdullah ibni Mes’ud normal kalite ya da faziletli bir davranıştan sormuyor. Yani genel geçer anlamda avamın yaptığı, sıradan insanların sürekli hale getirdiği davranışları değil ‘daha faziletli’ olan nedir? Diye soruyor. Böylelikle Hz. Peygamberin dilinden gelecek cevapla daha faziletli olanın arayışı net olarak görülüyordu. Buna benzer pek çok hadisi şerifi hadis kitaplarında bulmamız mümkündür.

Bizler Müslümanız. Hayatımızın temeline koyacağımız hususlarda Kur’an ve sahih sünneti temel noktası kabul ederiz. Yani biz bir taraf olarak yaratıcımız olan Allah’a imanımızı deklere eder ve O’nun gönderdiği elçinin mesajlarını esas alarak hareket ederiz.

Devam edelim verilen cevap ; ‘Vaktinde kılınan namaz’ Her namazın kendine mahsus vakitleri vardır. Vakit yani zaman Allah’ın insanoğluna verdiği en kıymetli emanetlerin başında gelir.

Vakti kuşanmak, ibn-ül vakt olmak gibi ilginç terimler vardır islami literatürde. Bunları biliyorsunuz. Her namazı ilk vaktinde kılmak, namaza hazır halde olmak, namazları cemaatle eda etmek, namazın huzur ve huşuuna dikkat etmek, namaza saygı duymak, namazın rükünlerini yerli yerince eda etmek, namazı ıskalamamak vb. şeklinde çoğaltmak mümkün.

Vaktinde kılınan namaz deyince bir çırpı da bu ve benzeri içerikler akla gelebilir. Namazı vaktinde eda etmek müminin kendine yaptığı en büyük iyilik aslında. Çünkü namaz müminin Allah (cc) ile online olma halidir.   Abdest almaya hazırlanışından başlayıp devam eden süreçte tekbiriyle beraber müminin dünyevi hatları kapatıp uhrevi boyuta uruc etmesidir.

Dünya meşgaleleri karşısında hepsine dur diyerek Allahü ekber yani en büyük olan Allah’ımı dinliyor onun emrini önceliyor diğerlerini ellerimin arkasıyla itiyor ve reddediyorum demektir bir bakıma.

Her namazımıza bu şuurla başlayabilsek ne müthiş bir boyuta yükseliriz kim bilir? (Allah’ım hepimize nasip eyle…)

Hayatın karmaşaları içinde eriyen ve savrulan ıslah olmayan nefsimiz, aşırı arzularımız mevki makam ve kazanç la ilgili savruluşlarımıza karşı namazı hakkıyla eda edersek mükemmel bir kalkan olur bizim için.

Toplantı aralarına sıkıştırılan, maç aralarına ve dizi filmlerin reklam aralarına hapsedilen namaz nasıl bir namazdır?

Resulullahın öğretisinden her geçen gün uzaklaşan, giderek sünnetlerin terkedildiği, camide cemaatlerin  gün be gün azalarak camilerin müslüman bir toplum içinde garipleştiği bir hayatta aslında kendimize kötülük ederek iyiliğe meyilli yaratılan fıtratımıza da kendi ellerimizle virüs bulaştırmıyor muyuz.

Hadis çok net vaktinde kılınan namaz daha faziletli… Sonrakiler onun peşinden geliyor.

Vaktinde kılınan namazla kişi yaratıcısı olan Allah’ın emrini yerine getirmek suretiyle emre itaatla beraber kendini koruma altına aldığı gibi, namazı vaktinde eda edişiyle hayatın önüne koyduğu sıkıntılı süreçleri doğru yöneterek psikolojik açıdan hayatın travmatik sonuçlarından korunuyor ve böylece aslında kendine dünya ve ahiret açısından iyilik etmiş oluyor.

Konu Kur’andaki şu ayetle de uyumluluk arz ediyor.

‘Ey İman edenler kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyun…!’

İnsan önce kendini korumalı, doğal olanda bu.  İçgüdüsel yapıda buna uygundur. Kendine faydası olmayanın başkasına faydası olur mu?

– Sonra hangisi? dedim.

– “Ana babaya iyilik etmek” cevabını verdi.

Anaya babaya iyilik etmek. Ebeveynlerimiz bizlerin dünyaya gelmesine vesile olan haklarını ödememiz mümkün olmayan kıymetli varlıklarımız değerlerimiz.

Yaratılışımıza sebep olanlara iyilik etmek. Şu anda elimizde ne varsa, hangi güç imkan varsa, hangi akıl ve yetenek varsa hepsinde onların genleri, kanları, emekleri, sabırları, hoş görüleri, tebessümleri, vakit ayırmaları, koruma duyguları, hatta kızmalarında dahi hepsinde onların bizleri düşünmeleri yok mu?

Bu kadar emek sahibi olanlara karşı Allah (cc) öf bile demeyi yasaklarken evlatlardan gelebilecek her türlü olumsuz hareketlere ta baştan engel koymuş olmuyor mu?

Ana babaya iyilik etmek !

Nerede, nasıl, ne zaman diye sormadan her zaman her yer de diye cevaptan başka cevapların kabul edilmediği bir durum… Ana ve babasını pas geçip başkalarına iyilik eden görüntüsünde ya da gayretinde olanların iyiliklerinin kıymeti harbiyesi var mıdır.?

Ana babasına iyilik edemeyen vatanına milletine ve tüm insanlığa iyilik eder bir pozisyonu olur mu? Ana ve babaya isyan ederek onları dinlemeyerek bir kişi hangi iyi işi yapıyorum diyebilir. Yaptıkları diğer işlerde ki samimiyetlerinin boyutu hangi hak mecraya götürür insanı?

Dokuz ay dan fazla karnında taşıyan bin bir zahmetle doyuran analarımız ve helal kazanma derdinde olupta gayret eden borcundan harcından bizi haberdar etmeden bin bir emekle evi idareye çalışan babalarımıza iyi ve güzel davranışla cevap vermekten başka çaremiz var mı?

 Aile kavramını, ana baba ya itaat ve iyilik konularında değerlerini kaybeden ABD, AB, ÇİN, RUSYA vb. tüm gayri islami anlayışa sahip ülkelerin merhametsizliklerinin sonucu nice savaşlara ve sömürülere sebebiyet verdiğini tarihin seyri içinde can acıtıcı örnekleriyle görüyoruz. 

Ana babaya iyilik merkezli davranışın temin edilmesi belki de toplumu korumanın, milletin istikbale güvenle bakmasının teminatıdır. Ana babayı ihmal eden toplulukların günlük hayatlarının bereketlerinin kalkmasını kaçınılmaz hale getireceğinden toplumların korunması ve devletlerinin bekası anlamında devleti yönetenlerin dikkatle üzerinde durması gereken konuların başında gelmelidir.

O halde ana babaya iyilik merkezli her davranışın Allah’ın emri olduğu hakikatine uygun davranmaya devam etmeli ve çevremizde ana babası hayatta olan gençlere de güzelce hatırlatmalarda bulunmamızın faydalı olacağını unutmayalım..

27.02.2021

Ubeydullah Medeni / İstanbul

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol