Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. Siz beni ateşe çağırıyorsunuz.!!

İnsanın kurtuluşu da felaketi de kendi elindedir Mutluluğu da, mutsuzluğu da, iyiliği veya kötülüğü de kendi yaptıklarında saklıdır. İnsan, aklını kullanarak, vicdanının ve kalbinin sesini dinleyerek iyi bir insan olabilir. Aklını şeytani ve nefsani isteklerinin emrine vererek şeytanın izinden giden biri de olabilir.  İnsanların dünya ve ahiret mutluluğu için gönderilen hayat kitabı Kur’an insana; iyiliğin-kötülüğün, mutluluğun-mutsuzluğun, hayrın-şerrin, cennetin-cehennemin nasıl kazanılacağını veya kaybedileceğinin reçetesini sunmuştur. İnsanın ahirette Rabbine karşı hiçbir mazereti kabul edilemeyecektir. İnsan ahiretteki ateşinin odununu veya cennetin anahtarını da bu dünyadan götürecektir.

İçinde yaşadığımız toplum, ailemiz, aşiretimiz, kavmimiz bizim için hakikatin ölçüsü değildir. Ölçüyü koyan, sınırları belirleyen, ancak bu kainatı ve insanı yoktan yaratan, gökte de, yerde de tek ilah olan Alllah’tır. Öyleyse O’na kulak vermek, sadece O’nu dinlemek gerekir :

‘’Ey kavmim! Allah (O yüce varlıktır) ki  sizi yaratan, sonra size rızık ve servet veren, sonra ecelleriniz gelince ölümünüzü gerçekleştiren, sonra size tekrar hayat verendir. Peki sizin Allah'a ortak saydığınız güçler veya varlıklar içinde, bunlardan birini yapabilecek var mı? Allah ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında onların kendisine koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir. Öyleyse sadece O’na ibadet edin!

Ey kavmim! Allah katında makbul olan, kıyamete kadar da geçerli olacak tek din İslam’dır. Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. Ey kavmim! Siz Kur’an’a uyun, O Kur’an sizi kesinlikle doğru yola götürecektir. Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur. Asıl ebedi hayat, ahiret hayatıdır.

Ey kavmim! Pişman olacağınız o müthiş gün gelmeden önce tövbe edin! Peygamber, size apaçık bilgiler getirmiştir. Bugün teknolojinin ulaştığı seviye sizi aldatmasın. Sizdeki beşeri bilgi ve teknolojiye güvenip de, Allah’ın mesajını sakın alaya almayın. Alaya aldığınız şey, hüsrana uğramanıza sebep olabilir.

Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz. Ben sizi imana davet ediyorum, fakat siz inkârda kalmayı tercih ediyorsunuz. Ben sizi Tek Allah'a ibadete çağırıyorum. Siz beni, Allah'ı inkâr etmeye ve hiç tanımadığım nesneleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da ahirette de davete değer bir tarafı yoktur. Dönüşümüz Allah'adır.

Ey kavmim! Ölüm sizi yakalayınca, gözlerinizdeki perdeler kalkacak ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. İşte tam o zaman : Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik, dersiniz, Fakat Rabbimin azabını  gördüğünüz zaman imanlarınız sizlere bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman ilahi mesajı alaya alanlar, karşı çıkanlar hüsrana uğrayacaklardır.

O gün güç ve yetki sadece Allah’a aittir : "Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!" "Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi?  "Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur" demedim mi? 

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz. İşte biz, suçlulara böyle yaparız. Çünkü onlara: Allah'tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi. "

O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.  Dağlar da atılmış yüne döner. Dost, dostu sormaz. Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını ve kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın. Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir, derileri kavurup soyar. Yüz çevirip geri döneni, kendine çağırır! Servet toplayıp yığan kimseyi de !.

Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının! O gün onlar (kabirlerinden) meydana çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. O gün hükümranlık kimindir? Kahhâr olan tek Allah'ındır. O gün herkese kazandığının karşılığı verilir. O gün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk görendir.

Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur. Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.

Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydınlanır, kitap konulur, peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez. Herkes ne yaptıysa, karşılığı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.’’

Dost

Şahit

Vekil

Yardımcı

Koruyucu

Hesap gören

Rızık veren

Tövbeleri ve duaları kabul eden

Tek Hükümran

Mutlak Hakim olarak ALLAH YETER !

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.