"Ey dünya! Nereye gidiyoruz?" Sanırım bu soruyu, bu günlerde daha da sık sormamız gerekiyor. "Fe eyne tezhebun" âyet-i kerimesinde dediği gibi; "Bu gidiş nereye? veyahut "hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?" diye sormamız gerekiyor.Sonuçta hepimiz ölüme gidiyoruz elbette ama "insanlık nereye gidiyor? Dünya nereye gidiyor?" diye ciddi ciddi düşünmek gerekiyor. Yaşananları göz önünde bulundurduğumuzda felâkete sürüklendiğimizi tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Dünya anormal derecede değişiyor. Burası kesin. Hiçbir doğumun, hiçbir değişimin sancısız olmayacağı gibi dünyanın da değişimi sancısız olmayacak. Dünya dijital çağa giriş yaptı bile. Herşeyin yazılımla değiştirilebildiği, insanların robotlaştırılabildiği, robotların insanlaştırılabildiği, yapay zeka ile insan özelliklerinin hayvanlara yüklenebildiği ve daha birçok korkutucu gelişmelerin yaşanacağı günlere doğru gidiyoruz. Hatta dijital gücü elinde bulunduran bu kürsel çetenin başında olan birinin, yapay zeka ile maymununu insanlaştırdığı ve onunla bilgisayar oyunları oynadığı söyleniyor.

Şu anda dünyanın değişmesini sağlayan ve dünyayı yönlendiren, dijital gücü elinde bulunduran bu şirketlerin devletlerden daha güçlü bir hâle geldiğini görmek ve kabul etmek gerekir. Gidişat değişmezse muhtemelen ulus devletlerin güçlerinin yok olacağı, tüm devletlerin bu dijital dünya şirketlerine boyun eğmeleri kaçınılmaz olacak. Her insana yapay zekalı bir çip takıldığını ve her insanı istedikleri şekilde yönlendirebildiklerini düşünsenize. Bir nevi modern dijital köleler haline getirileceğiz. Ve bu kontrol edilen insanların, tek merkezden, bir tek tuş ile yok edilebildiğini de düşününce sanırım nereye doğru gittiğimizi, nasıl bir dünyaya uyanacağımızı biraz daha anlamamızı sağlayacaktır. Çünkü bu gücü elinde bulunduranların ilk hedeflerinden bir tanesi dünya nüfusunu azaltmak.Silahlı terör, kimyasal terör, gıda terörü vs. derken savaşın ve terörün her türlüsünü yaşayan insanlar bu yüzyılda da biyoterör ve dijital terör ile tanıştılar. 

Nihayetinde insanlar layık olduğu şekilde yönetiliyorlar. Belli ki hem bizi Müslümanlar olarak bunları hak ediyoruz hem de dünyadaki diğer inanç grupları ve diğer toplumlar bunları hakediyor. Aksi takdirde dünya buraya gelmezdi. Kabul etmek gerekir ki şeytan insanın zaaflarını iyi biliyor. Çünkü şeytan en çok insanların hırs ve tamah zaaflarını kullanarak başarılı oluyor. Şu anda dünyayı yönlendiren bu kan emici vampirlerin, insanları ve dünyayı tasarlama amaçları var. Bu da onların bir nevi kendilerini tanrı olarak gördüğünü ortaya koyar. Zira bu yönde hareket ediyorlar. Kimse de bunlara dur demiyor. Kimse "bu bir insanlık suçudur, bu bir insanlık soykırımıdır" diyemiyor. Hal Böyle olunca da başımıza gelenler kaçınılmaz oluyor.Öyle ki biz ne insanlığımızın gereklerini yerine getirebiliyoruz, ne de inancımızın gereklerini. Ancak durum ne kadar kötüleşirse, imtihanımız ne kadar zorlaşırsa, o paralelde, o minvalde umudumuzunda artması gerekmektedir. Zira en güzel müjdeler, en zor zamanlarda gelir. Diğer bir deyişle, en güzel şeyler her zaman en zor şeylerin ardından gelir. Takdir edersiniz ki tüm bu dayatmalara ilk karşı çıkanlar müminler olacaktır. Ramazan'ın tüm İslam alemine ve tüm insanlara hayırlar ve iyilikler getirmesi duasıyla..

Kalın Sağlıcakla !

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol