BÜYÜK İCAT

 "Kada ya, saniyenin onda birinde kendini temizleyebilen bir parçayı otomobil sektöründe kullanabilirsek çığır açarız. Bu ürünü beş ay içinde  halletmeliyiz." dedi Alpdem, dostu ve aynı zamanda iş arkadaşı olan Erbatur'a. Önemli bir konuya giriş yapacakları zaman "Kada" diye konuşmaya başlarlardı; kardeş manasına gelen bu kelimeyle. 
Alpdem ve Erbatur iki mekatronik mühendisiydi. Üniversite öğrenciliğinden beri yakın arkadaştılar. Türkiye'nin en iyi üniversitesinden hem de dereceyle mezundular. Erbatur, Alpdem aynı zamanda aynı ofiste birlikte çalışıyorlardı. "Yönetim acele etmemizi istiyor. Rakip firmalardan önce davranıp saygınlık kazanmak istiyorlar." 
"Kada!" diye aynı şekilde cevapladı arkadaşını Erbatur. "Beş ay içinde böylesi bir talep nasıl halledilir ki? Daha ortada bir fikir bile yokken!" dedi Erbatur. 
Oturduğu sandalyenin kolunu kavrayarak, "Orasını ben de bilmiyorum. Ama beş ay içinde halledemezsek bizi işten çıkaracaklarmış." dedi Alpdem Erbatur'dan gözlerini kaçırmıştı.
"Yapma ya." dedi Erbatur. "İşte bu büyük sıkıntı." "Bu sene düğün yapmayı düşünüyordum. Onca da borca girmiştim." 
Stresten ayaklarını sallıyordu. "İşsizlik büyük dert!"
                                    *
1. Ay          
 Akşam sekiz sularıydı. Erbatur evine endişeli bir şekilde gelmişti. Hemen banyoya gidip elini yüzünü yıkadı. Sağ tarafında bulunan rahmetli babasından hatıra kalan krem rengi havluyla kurulandı. Üzerini değiştirmek için doğruca yatak odasına gitti. En sevdiği yatak kıyafetleri olan bordo tişörtüyle ve siyah eşofman altını giydi. Oturma odasına geçti. Gri suni deriyle kaplı koltuğuna  sırtüstü yattı. Ayaklarını karşı tarafında duran tekli koltuğa uzattı. Televizyonu açtı. Elindeki kumandayla gezinip durdu. Bir kanalda karar kılamıyordu. Saçma salak dizilerle de vakit kaybetmek istemiyordu. Yabancı kanallardan birinde kalakaldı. Bir belgesel  kanalıydı. Belgeselde bulunan karınca görüntüleri dikkatini çekti ve kafasını dağıtmak maksadıyla izlemeye başladı. Belgeselin adı "Marangoz Karıncanın Anten Temizleyicisi" idi. Belgeselde geçen şu cümleler Erbatur'u oldukça etkiledi.
 "Bir böceğin uçabilmek, tırmanabilmek ve etrafında olup biteni algılayabilmek için kendini temiz tutması şarttır. Örneğin, anteninin kirli oluşu bir karıncanın yönünü bulmasını, iletişim kurmasını ve koku almasını zorlaştırır. Bu nedenle zoolog Alexander Hackmann şöyle diyor: 'Kirli bir böceğe rastlamanıza imkan yok. Onlar kirlenmeyle başa çıkmanın yolunu bulmuşlar.'
Şunu düşünün: Hackmann ve meslektaşları bir marangoz karınca türünün (Camponotus rufifemur) antenini temizlemek için kullandığı mekanizmayı incelediler. Ne keşfettiler? Karınca, antenlerine yapışmış farklı boyutlardaki tanecikleri temizlemek için bacağını bir tür kıskaç şeklini alacak şekilde büküyor ve antenlerini tek tek bu kıskacın içinden geçiriyor. Antene bulaşmış büyük kir parçacıkları bu kıskaçtaki kalın tüylere takılıyor. Daha küçük tanecikleri temizlemek için, kıskaçta ince dişli bir tarak bulunuyor, üstelik bu taraktaki aralıklar tam olarak karıncanın antenindeki tüylerin genişliğinde. Boyutları insan saçının çapının seksende biri kadar olan en küçük toz zerrecikleri temizlemek için ise kıskaçta daha da ince kıllı bir fırça var.
Hackmann ve ekibi marangoz karıncaların antenlerini temiz tutmak için kullandığı bu mekanizmanın sanayide de kullanılabileceğini düşünüyor. Örneğin, en küçük kirlenmenin bile arızalara neden olabileceği hassas mikro elektronik parçaların ve yarı iletkenlerin üretimde temizliği sağlamak için benzer yöntemler kullanılabilir.
Ne dersiniz? Marangoz karıncanın etkileyici anten temizleyicisi bize bir şeyler anlatması gerekmiyor mu? Hayatta hiç bir şey yok ki haybeye olsun!"
Beklediği cevap belgeseldeki sunucunun söylediklerinde mi saklıydı yoksa? Tevafuk eseri karşılaştığı bu gerçekle Erbatur bu fikirden yola çıkarak büyük sorunundan kurtulabilir miydi acaba? Hemen Alpdem'i aradı. Telefonu açan Alpdem'e heyecanla izlediği belgeseli ve yapmayı düşündüğü şeyi ve nasıl yapacaklarını bir çırpıda anlattı. Alpdem'e "Hemen laboratuvar'a gel de işe başlayalım." dedi. Erbatur, kendi evinin deposunu uzun zaman önce laboratuvar'a çevirmişti. 
 "Tamam." dedi Alpdem aynı heyecanla. "Geliyorum."
                                     *
3. Ay
 "Şu kabloyu şuraya monte ettik mi şu icat ettiğimiz parçayı da yürür aksama bağladık mı tamamdır." dedi Alpdem alnındaki boncuk terleri silerken. Çalışmalarının karşılığını almak üzereydiler.  Erbatur'un laboratuvarında icat ettikleri ürüne iki "Kada" son rötuşlarını yapıyorlardı.
                                     *
5. Ay
"Evet." dedi Eldem Bey, sabırsızlıkla... Kendisi Erbatur ve Alpdem'in çalıştığı teknoloji firmasının CEO'suydu. Oysa bir süre önce onları işten çıkarmakla tehdit etmişti.  Tasarladığınız yeni ürünü görelim." Erbatur ve Alpdem çok güzel bir sunum yaptılar. Yaptıkları proje teknolojide büyük bir çığır açacaktı. Eldem Bey, iki kada'nın sunumu ağzı açık izledi.
Bir sene sonra Alpdem ve Erbatur'un bu büyük buluşu ikisine de "Tübitak Bilim Ödülleri"ni kazandırdı. Erbatur ve Alpdem akıllıca davranıp icat ettikleri ürünün patentini çalıştıkları firmanın almasına izin vermediler. Öyle ya kendilerini kapının önüne koymakla tehdit eden bu yapıya karşı ne kadar güvenebilirlerdi ki? Bir sene sonra çalıştıkları firmadan ayrılıp kendi firmalarını kurdular. Aral Mekanik adını verdikleri bu firma iki sene sonra dünyanın en zengin firması oldu.
Alpdem ve Erbatur ne mi icat etmişlerdi? Dünyadaki bütün oto yıkama merkezlerinin kapanmasına neden olan sebeple birlikte düşünün iki kada'nın neyi icat ettiklerini. Su tasarrufu noktasında önemli olan bu kazanım dünyada pek çok şeyin de değişiminin habercisiydi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.