Uzunca bir zamandır içinde yaşadığımız zor süreci ve bunun da kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bir karşılığının mutlaka olması gerektiğini düşünüyorum.

Bunu söylerken de kastettiğim Corona/Covid19 virüsü ve bu virüsün bütün dünya yaşattıklarıdır. 

Bu kadar büyük bir olayın Kur’an-ı Kerim’de bir şekilde izah edilebilir bir sure veya ayetlerle karşılığının olmaması mümkün değildir. 

Şimdi düşünün…

Müslüman ya da gayrimüslim, inanan ya da inanmayan fark etmeden bütün insanlığı bütün dünyayı etkiliyor. Bu çok büyük bir uyarı, çok büyük bir meseledir. Bu zamana kadar birçok salgın görüldü Ama covid19 gibisi görülmedi. 

Bugün yaşadığımız durumu Kuranı Kerimde izah eden sure/ayet varmı diye defalarca yaptığım araştırmalarım sonucunda şöyle bir fikri sonuca ulaştım ve bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Kutsal kitabımız Kuranı Kerimde içinde yaşadığımız durumu izah eden bir sure var. Şimdi sizlere o sureyi Covid-19 pandemisini ve yaşamış olduklarımızı da düşünerek takdim edip, ayetleri baştan sona tek tek izah etmeye çalışacağım.

Bu perspektiften bu pencereden yapacağım şey yorumdur/tevildir. Yorumlar ise konjonktüreldir yani şartlara bağlıdır. Bu şartlar düştüğünde yorum da düşer. Neticede bu surenin açıklamaları ve detayları başkaları tarafından zaten yapılmıştır. Ancak zaman zaman farklı pencerelerden bakmak, farklı ufuk açıcı araştırmalar yapmak, insanların Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlamasının önünü açmıştır. Yaptığım bu araştırmamı da bu bağlamda görmenizi değerlendirmenizi dilerim. Yoksa tefsirde tevilatta bir ekol, bir iddia ortaya koyuyorum gibi bir şey yoktur.

Hanefi mezhebinin öncü imamlarından olan Maturidi’nin tevilat (tefsir değil) adlı bir kitabı var. Maturidi, tevilat kitabının başlangıcında şunu der; “Cenabı Allahın kullanmış olduğu kelimeler ve kavramların her anlamını güzel bir şekilde yorumlarsak Kur’an-ı Kerim’de o ana/konjonktüre ilişkin bizlere yeni ufuk penceresi açabilir” 

Yani Maturidi tefsirden ziyade tevilatı esas almış ve kitabın ismini de tefsir değil tevilat olarak koymuştur. Tefsir bir anlayışı detayına kadar ilerletmektir. Tevilat ise sadece bir anlayışı değil, kelime ve kavramların çok farklı anlamları ile birlikte okuyarak ayetleri yorumlamak demektir. Maturi de bunu yaparak bizlere müthiş ufuk pencereleri açmıştır. 

Bu açıdan, bir mühendis iktisatçı gözüyle, günümüzü ve covid-19 virüsü pandemisinde olanların karşılığını Müddessir suresinde görüyorum. Müddessir suresini günümüzü de düşünerek baştan sona okuyup yorumlamasını yapacağım. 

Tekrar şunu ifade etmek istiyorum…

Bu yapacağım çalışmada yanılıyor olabilirim, yanılıyorsam Allah affetsin. Ama “müsademei efkardan, barikayı hakikat doğar” der eskiler. Yani konuşa konuşa, tartışa tartışa bazı fikirleri/gerçekleri ortaya çıkarıp önümüzü aydınlatacağız ve ümitvar olacağız. Neticede Kur’an-ı Kerim bir ümit kitabıdır.

Müddesir suresi ne diyor?

Müddessir, Arapça bir kelimedir. Kelimenin manası “örtüsüne bürünen” anlamına gelmektedir. Yani bir şeyin üzeri örtüldü/kaplandı anlamına da gelir. 

Mesela; elbise kirden kaplandı gibi… Kılıcı paslandı anlamına da gelebilir. 

Üstünü örttü, üstü örtüldü ifadesi de aynı şekilde kullanılabilir. Bu açıdan baktığımızda Allah kişiye/kişilere hitap ediyor. 

Peki öyleyse Allah kime/kimlere hitap ediyor?

Bilen, şuurlu ve liyakat sahibi insanların dünyadan ümit kesip, içine kapanıp, kenara çekilerek, sessizliği seçerek işlevsiz hale gelerek adeta paslanmış olanlara hitap ediyor. Demek ki öyle bir ortam eskiden de vardı. Bugün öyle bir ortam var ki, ayaklar baş başlar ayak olmuş. Liyakatsiz ve bilmeyen kifayetsiz muhterisler öne çıkmış. Bilenler de kenara çekilmiş, ama çekildikleri kenarda da adeta paslanmışlar. İşte Allah onlara müddesir diye hitap ediyor.

Allah o müddesirlere diyor ki; “kalk ve uyar”… Yani öyle kenara çekilmek yok! Kalkacaksın ve uyaracaksın diyor. 

Demek ki kenara çekilmiş olanlar (müddesir) öyle bir kenara çekilmişler ki ortaya çıkan boşluk ortamından başkaları istifade edip kendilerini yüceltmişler ve hakimiyet kurmuşlar. Mesela küresel güçler ve küresel finans elitler de öne çıkarak yeni hakimiyetler kurmuşlar.

Hele hele kutsal metinlere bakarak konuşanların da hiç sesi soluğu çıkmaz olmuş ve; ”Onlar her tarafa hakimler, köşe bucak hiçbir şeyi boş bırakmamışlar. Onlara karşı birşey yapamayız” diye düşünürlerken ve söylerken, Allah ise; “Kalk ve uyar. Kuvvet ve kudret sahibi Cenabı Allah’tır onu bil onu yücelt” diyerek onlara (müddesirlere) hitap ediyor.

Adeta günümüzü anlatıyor!! 

Sonra iki tane, ardışık olarak, emir daha geliyor…

Bir tanesi diyor ki; “elbiseni temiz tut/arındır…”

Bunu giysileri temiz tutmak, özü temiz tutmak, nefsini temiz tutmak, evimizi, mahallemizi, hatta çevreyi, doğayı temiz tutmak olarak ta yorumlayabiliriz. 

Böyle bir durumda Müddessirler kalkacak ve uyaracaklar. Bunu yaparken de Rabbini yüceltecek, yani; “durun ey kalabalıklar! Kuvvet ve kudret sahibi sadece Cenabı Allah’tır, kapılmışsınız bir sele. O seldeki kontrolü kaybolmuş sal gibisiniz. Bilmediğiniz yere doğru gidiyorsunuz. Halbuki Allah’ın bizden istedikleri ve bize sundukları var” diyecekler müddessirler.

Sonrasında Allah; “pislikten uzak dur” diye emrediyor. 

Şimdi burada ikinci bir kavram çıktı karşımıza.

Temizlik ve mesafe…

Tekrar hatırlayalım

Müddessir kıyıya köşeye çekilmiş, bütün olaylar karşısında sessiz sedasız duran kişidir. 

O tür kişilerin oturmak yerine kalkıp insanları uyarmaları doğruları söylemeleri insanları doğruya yönlendirmeleri gerekiyor. “Bizi kimse dinlemiyor… Zaten kimsenin taktığı yok” gibi gönül incinmesi yapmayacak. Genellikle insanlar bilenlerin gönüllerini incitirler. Ama bunlara sabredecek.

Müddesir daha sonra nasıl yapacak?

Önce temizliğe dikkat edecek ve kirlere mesafeyi koyacak. Sonra Allahın şu emrine uyacak!

“Sen bir iyilik yapacaksın. Bu yapacağın/yaptığın iyiliği kendine kazanç aracı yapma!” 

Yani insanlığa karşı bir iyilik ve lütüfta bulunarak insanları iyi şeyleri yapmaları için uyandıracak ve hayra yönlendireceksin. Sakın buradan nasıl para kazanırım. Kazancım ve malım mülkün nasıl artar diye düşünme! Sen insanlığa karşı iyilik yapmaya devam et. İyilik yapmaktan da kendini alıkoyma. İnsanlar takdir etmesede sabırla iyilik yapmaya devam et. Kınayanlara da; “Ben bütün bu iyilikleri bu işleri Allah rızası için yapıyorum, mükafatımı da ondan bekliyorum” deyip geçersiniz.

Müddesir Suresi 7. ayete kadar olan kısmını burada tamamlayarak bu seri yazımın ilk bölümünü tamamlamak istiyorum.

Bir sonraki yazımda kaldığım yerden devam edeceğim.

Selam ve sevgilerimle.

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol