Çok profesyoneliz dostlar çok profesyonel.. Hepimiz yemekleri yerken ‘bunun tuzu fazla, yağı az olmuş; içine falan baharattan katılmış halbuki diğeri katılsaydı daha iyi olurdu’ gibi gurme yorumlar yaparız. Dahası yıllarca kulağımız müzikle dolu dolu beslendiği için seslendiren sanatçıların da detone olduğunu hemen anlayabiliyoruz. O kıyafetin üstüne o takı gitmemiş keşke yakası şöyle olsaymış kabilinden modacı yorumlarımız…

Amatörlük neydi o zaman? Neden hayatımızda heyecan yok? Heyecan duyacağımız hiçbir olay kalmadı sanki. Halbuki ayet ne diyordu eğer kul inkar edense haddini bil demek için eğer kul mü’minse araştırmaya yöneltmek için  heyecanlandırmak için hem de ‘çevir gözlerini bir daha bir daha bak gökyüzüne… bir çatlak görebilecek misin?”

 Fransızca’dan alıntı olarak amatörlük bir işi severek yapmak, Latincede ise seven anlamlarına gelmektedir. Bize göre bir işi pek beceremeyen anlamlarını daha çok karşılıyor. Acemilik adı üstünde yeni yetmelik…

Düşünün… Yeni doğan bebeğiniz bir yıl sonra kaşık tutup üstüne başına döke saça bile olsa yemek yediğinde nasıl da hoşumuza gider ama yetmiş yaşındaki ihtiyarın döküp saçmasından rahatsız oluruz. Hayatta doyumsuz olmamızın önemli bir nedeni de hep mükemmelliyetçiliğin ruhumuza empoze edilişidir. Bu kötü bir durum mu? Elbette ki değil ancak nelerde mükemmelliyetçi davrandığımız önemli olmalı.

90’lara bakın bizim ülkemizde en önemli gündem konusu evdeki mobilyalar. ‘Ayşe’nin evinde zigon sehpa var ama biz de yok.’ 80’lere gidelim en güzel danteller konusu… Demek ki her çağın bir oyalayıcısı var. 2000’li yıllarda televizyonların modeli, 2010 bilgisayarın modeli, 2020 cep telefonumuzun modeli... bir de şimdilerde yeni bir moda çıkmış İnsan 2 modeli. Şimdiye kadar Yaratıcının yarattığı insanı beğenmeyip daha mükemmelini yapacağını düşünen avanak zorbalar…

Kadın erkek ilişkilerinde de acemiliğimizi kaybettik. Kadın da erkek de her işi yapıyor şimdi. Ancak bu reklam çok kötü sonuçları beraberinde getirdi bana göre. Zira ne kadınların naifliği kaldı ne de erkeklerin güçlü olma ile ilgili forsu…

Bugün birbirine aşık insanların da sayısı azaldı. Leyla Mecnun’a: kaç lira maaş aldığını, evi ve arabası var mı? Sosyal güvencesi nedir? gibi sorularla sorgularken Mecnun’da evdeki her işi robotlar da yapıyor artık Leyla da benim gibi sokağa çıkıp çalışmalı. Çocuğu doğursun, bakıcı bakar nasılsa, evi hizmetçi temizler, yemeği dışardan söyleriz gelir modunda bir hayatın neresinde aşk olabilir sizce? O vakit aşk nerede arkadaşlar! Bunun adı düpedüz ticaret evliliği… Aşk amatördür, sever ve heyecan ister. Şimdilerde şiir dinlemiyoruz, okumuyoruz. Halbuki yazılanların en özet halini en güzel bir biçimde ifade edişini kaçırıyoruz, hayatı kaçırıyoruz aslında…

Sağlıkta da profesyonelleştik… Nasıl olsa tüm hastalıkların ilacı var. Bir avuç ilaç alarak tüm problemlerimizi çözüyoruz. Falanca otu 3 dakika 1 suda kaynat gibi tarifler. Ancak ruhumuzu hiç doyuramıyoruz. Birisi bir fatiha oku, suya üfle ve iç inşallah inşirah bulursun dediğinde burun kıvırarak gerici diye yaftalıyoruz. Aslında Kur’an’ı mahreçleri ile okuyanlar bilir hele bir de kuralına uygun ayeti baştan sona diyaframdan tek nefeste okumak… Tam olarak nefes terapisi. Peki nefes terapistleri ne diyor? Nefesi doğru aldığınızda birçok hastalık tedavi eder diyor. Deneyin şahsen kendim ve özellikle astım hastalığı olan çoğu tanıdığıma önerdiğimde şifa bulduklarına bizzat şahidim.

Ruhumuz aç; sürekli şeytanın iğvasıyla yeni üretilen kalıplara takıldığımız için. Örneğin Kur’an’ın Arapçasından okuyacaksın da ne olacak? diyen yeni bir akım var. Tamam anlamı da okunmalı, tamam tefsiri de okunmalı ancak Arapçasından asıl metninden okunmaya neden bu kadar düşmanlık yapılıyor. Bilerek ya da bilmeyerek… Kelimelerin, okuyuşun, mahreçlerin hepsi şifalı ve tam kuralına uygun yapılırsa ya da amatörce ama samimi olarak yapılırsa ruha şifa, bedene şifa, akla şifa…

Rahatsısız çünkü çok profesyoneliz. Vicdanlarımızı tüketim kültürünün akışına bırakıp sürekli meşgul ettiğimiz için ruhumuz aç kalıyor. Sinan Canan Hoca’nın Kaos Teorisi ile ilgili fikirlerini okuyanlar bilir. İçtiğiniz bir ayranın bardakta bıraktığı izden bir nehrin kenarında bıraktığı ize kadar hepsi aynı mükemmel örüntüyü tekrar ediyor. Yani kainat sürekli aynı mükemmeli tekrar edip duruyor. Bakınca ve gerçekten görünce iliklerinize kadar müthiş bir heyecan sarıyor esasında insanı…

Haydi bugün profesyonelliği unutalım. Bugün ticaret yapmadan iyilik yapalım ve bize gelecek olan ihsanı hem maddi hem de manevi olarak kucaklayalım. Rahmet ayındayız yahu bundan güzel fırsat mı olur? Olabilecek hiçbir rahmet yağmurundan kaçmadan sırılsıklam olalım inşallah.

Selam, dua ve hürmetlerimle…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol