Akıl İrade ve Özgürlük

Tüm mevcudat Allah’ın emrine boyun eğerken O’na isyan edebilen tek canlı insandır. İnsana verilen akıl, irade ve özgürlük sayesinde insan, Allah’a isyan ederek yaratılmışların en değersizi olabilmekte,  veya Allah’a iman ve itaat ederek varlık aleminin en şereflisi olabilmektedir.

İnsan, diğer canlılara göre birçok üstün özelliklere sahip olarak yaratılmıştır. İnsana verilen en büyük nimetlerden biri hiç şüphesiz ki akıldır.  Akıl ; “varlığın hakikatini idrak eden, maddî olmayan, fakat maddeye tesir eden basit bir cevher; maddeden şekilleri soyutlayarak kavram haline getiren ve kavramlar arasında ilişki kurarak önermelerde bulunan, kıyas yapabilen güç” demektir. Bu anlamıyla akıl sadece meleke değil özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü şıkkın imkânsızlığı gibi akıl ilkelerinin bütün fonksiyonlarını belirleyen bir terimdir. İnsanın her çeşit faaliyetinde doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayıran bir güç olarak akıl, ahlâkî, siyasî ve estetik değerleri belirlemede en önemli fonksiyonu haizdir.’’ (https://islamansiklopedisi.org.tr/akil)

Akıl, anlama ve anlamlandırma, yorumlama, sentez yapabilme, düşünebilme, üretebilme, ayırt edebilme melekesidir. Aklı olmayanın sorumluluğu da yoktur. İnsanın akibetini belirleyen akıldır. İnsanı, kainatı ve tüm varlığı yoktan var eden Yaratıcı, insanların, kainat kitabını okuyarak akıllarını kullanmalarını istemiştir:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde temiz akıl sahipleri(sağlıklı düşünen, derin bir kavrayış sahipleri) için gerçekten ibretler(alınacak dersler, deliller) vardır. (Al-i İmran-190)

Evrendeki varlıklar ve bunların düzeni, işleyişi, fonksiyonları, aklını ve bilgisini kullanarak sonuç çıkaranlar ve bu sonuca inananlar için çok şey ifade etmekte, âdeta okumakla bitmez bir kâinat kitabı oluşturmaktadır. Aklını kullanarak bu kainat kitabını doğru okuyanlar mutlu sona ulaşacaklardır. Aklını kullanmayanlar ise hüsrana uğrayacaklardır:

“Allah katında canlıların en şerlisi, baştan (aklını kullanmayıp) küfür bataklığına saplanan, bir daha da iman etmeye yanaşmayanlardır.” (Enfal- 55).

 ‘’Hem Allah’ın (akıl ve irade vermek sûretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder.’’ (Yunus-100)

Kainattaki bütün delillere rağmen aklını kullanmayarak Rabbine nankörlük edenler, sadece nefsine veya şeytana uyanlar insanların en kötüsü, en şerlisi olup pisliğe mahkum olacaklardır.

Akıl, insan için büyük bir nimettir. İnsanın akibetini belirleyen akıldır. Akılla birlikte insana bir de irade, seçebilme, ayırt edebilme gücü verilmiştir. İnsana irade, seçebilme melekesi verilmeseydi, akıl tek başına anlamsız kalırdı. Aklını doğru ve sağlıklı kullanabilen insanın, kendisine sunulan seçenekler arasından birini seçmesi gerekmektedir. Sonuçlarına katlanmayı kabullenmek şartıyla insan, istediği yolu, istediği düşünceyi, akideyi, ideolojiyi veya inancı seçebilir. Aklını kullanan, irade sahibi bir insan, aynı zamanda özgür bir insandır. Özgürlük, tercih yapabilmektir. Tercihini, aklını ve iradesi ile yapan insan özgürdür. Yaratıcı insana iki seçenek sunmuştur. İnsan, kendi iradesi ile bu yollardan birini seçebilir. İsterse doğru yolu seçerek Rabbine, gönderdiği ve gösterdiği yol için teşekkür eder ve yaşantısını ona göre dizayn eder. İsterse de kendi bildiğini okur ve Rabbine karşı asi, nankör bir kul olup nefisinin ve şeytanın yolundan giderek kaybedenlerden olur :

“Biz ona iki yol (iyi ve kötü) gösterdik.” (Beled Sûresi-10). ‘’Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.” (İnsan Sûresi-3)

Allah kullarına asla zulmetmez. İnsanın kazandığı iyilik veya kötülük, kendi tercihlerinin sonucudur:

“Kim iyi bir iş yaparsa lehine, kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara asla zulmedici değildir.” (Fussilet Sûresi-46)

Aklını kullanan insan, ölüm ve hayatın Rabbinin emri ile olduğunu bilir: “Hayat veren de O, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzü aksamadan peş peşe getiren de O’dur. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (Mü’minûn-80)

İnsan özgür bir varlık olarak yaratıldığı halde, onun aklını ve iradesini doğru kullanmayı engellemeye çalışan kişiler, fraksiyonlar vardır. İnsanın sağlıklı düşünmesini, doğru karar vermesini engelleyen kişiler aslında insanın yaratılış kodlarına, fabrika ayarlarına, insanın onuruna müdahale etmektedirler. En üstün vasıflarla yaratılan insanın aklını kullanmasına, düşünebilmesine, tefekkür etmesine, sorgulamasına engel olan her yapı, insanın varoluş gerçeğine ihanet etmektedir.

Hür olarak yaratılan, akıl ile donatılan, irade verilen, sorgulaması, tefekkür etmesi istenilen insanın yaratılış kodlarını değiştirip bozmaya çalışan, fıtratını kirletmeye çalışan her eylem, insanın kişiliğine müdahaledir. İnsanların duygularını sömüren, çıkar üzerine kurulu, düşünmeyi ve tefekkür etmeyi engelleyen her fraksiyon insanın düşmanıdır. Şeffaflığın, hesap verilebilirliğin, sorgulamanın olmadığı her yapıya şüpheyle bakmak gerekir. Özgür ve onurlu insan, her türlü müdahaleye, her türlü dayatmaya karşı olandır. Akıllı insan, en büyük özgürlüğün sadece ve sadece Allah’a kul olmak olduğuna inanır. Rabbini düşünür, sadece O’na ibadet eder ve yalnız O’na sığınır. Rabbine teslim olur, mutlu olur.

Aklını, iradesini ve tercihlerini doğru kullanmayan insan, mankurt olur, haşhaşi olur, müşrik olur, asi olur, payanda olur, başkasının kölesi olur, emperyalist güçlerin maşası olur, nefsinin ve şeytanın askeri olur,  pişman olur, rezil ve rüsvay olur, en sonunda da cehennem ateşinin odunu olur .

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol